Kitabın konusu ilginç. Kocanız başka kadınla bir kazada ölüyor. Ne yaparsınız?
Karakterimiz Ellie, kocasına risotto pişirirken ansızın kapı çalar ve kapıyı açtığında iki tane bayan polis görür. Kocası Greg'in aracının yoldan çıktığını söylerler. Tamam, bir kaza gerçekleşebilir; ama polis Ellie'ye kocasının yanında bir kadın olduğunu söyler. Ellie, müşteri ya da çalışan olabileceğini düşünür. Kocasından şüphe etmez, kocasına inanmayı seçer ve ölümünü araştırmayı tercih eder. Olayı irdeledikçe işlerin çok fena karıştığını; ama sır küpünün girerek aydınlandığını görür.
Hevesle başladığım bir kitap oldu benim için. Ama o kadar da beğenmediğimi fark ettim. Hatta okurken sıkıldım ve zaman zaman bırakmayı bile düşündüm kitabı. Ancak hiçbir romanı yarım bırakmayı sevmediğimden zoraki okudum. Konusu güzel ve merak uyandırıcı olmasına rağmen yazarın dilini beğenmedim. Bazı yerlerin eksik kaldığını da söylemeden geçemeyeceğim.
Neden? Neden kimsenin aklına bir mezarlığa gece lambası koymak gelmez ki? Tamam, şimdi gündüz ama ya gece? Belki burada yatanlardan herhangi biri korkuyordu karanlıktan, küçük bir kız çocuğu mesela.
Nereden başlamam gerektiğini bilmiyorum. Öncelikle ismi yüzünden önyargıyla başladığım bir kitap oldu; ancak okudukça yanıldığımı anladım. Tek kelimeyle muhteşem bir kitaptı. Ayıracağınız her vaktin her saniyesine değeceğine emin olabilirsiniz.
Sophie'nin annesi hayat kadını ve kızını da orada dünyaya getirmiş. Annesini doğumda kaybetmiş, babasını hiç tanımamıştır. Artık orada kalamayacağını anlayan kızımız kendini camdan atar ve gözlerini hastanede, Ryder'in önünde açar. Ryder, eski bir askeri olan Dean'ı sürekli gözetleyecek ve ona sürekli bakıp, güvende tutacak birini bulmaya çalışırken Sophie bi anda karşısında belirir. Sophie'ye durumu anlatır ve Dean'in arkadaşlığını yapmaya ikna eder.
Ancak Dean şizofreni hastasıdır ve sadece birkaç ay önce hastaneden çıkmıştır. Dean'da geçmişinde birkaç kez ölüme şahitlik yapmış ve birçok kişi öldürmüştür.
Sophie ve Dean'da macerası aksiyonlu, hüzünlü, heyecanlı, zaman zaman sinir bozucu ama bir o kadar da romantik. Merve Kurt'un ilk romanıymış. Kelime dizilimleri, karakterlerle bütünleşmesi ve sürükleyiciliği bir an bile bırakmaması çok hoşuma gitti. Ve kitabımız hayli kalın olmasına rağmen asla sıkılmadan okuyorsunuz.