Baudelaire ‘e aktarılırken olduğu gibi, kelimeyi geçmiş ve gelecekteki bir olay veya beklentiye bağlama, kelimeden kişisel, tarihi, ontolojik, dini, sosyal, vatanperver bir kötülük
- acadia, dor, saudade, Sehnsucht, desengano, vs.- yaratma biçimi de farklıdır.
Nostaljiyi bizi daha geniş daha kabullenici bir düşünce yapısına, aidiyetlerden kurtulmuş bir dünya vizyonuna götürecek çok daha farklı bir maceraya dönüştürmek için nostaljiyle anayurt veya vatanseverlik arasındaki bu bağı şekillendirmenin mümkün olup olmadığını, mümkünse nasıl olacağını sorgulayacağım.
Dahası nostalji hangi anlamda, hangi anlamlarda Avrupa’yı tanımlayan bir duygudur diyebiliriz? Kundera’nın “Roman Sanatı’nda dediği gibi: “Avrupalı: Avrupa ‘ya nostalji duyan kişi.”
“Odysseus ‘un geri dönüşü de İsviçrelilerin icat ettiği nostalji kadar paradoksaldır. Odysseus sonunda İthaka’ya ayak bastığında İthaka’yı tanıyamaz ve onu da ilk anda köpeğinden başka hiç kimse tanımaz. Karısının taliplerini ve vefasız hizmetçileri öldürüp kimliğini yenden kazandığında ve karısını bulup kendisinin kim olduğuna ikna ettiğinde kahraman sadece bir gece kalp İthaka’dan ayrılır.