Bir arkadaş tavsiyesi üzerine öncelikle 6 bölümden oluşan dizisini daha sonra diziyi çok beğendiğim ve bana çok sevdiğim Otostopçu'nun Galaksi Rehberini'n havasını verdiği için (ki kitabı aldığımda aynı yorumu kitap için New York Times da yapmış) kitabını da okuyarak bu güzel macerayı keşfettim.
Öncelikle kitap ciddi anlamda akıcı ve tarzı ile çok farklı bir üslup ile sizleri hikayeye çekiyor. Eğer bu kitabın yazarlarına azcık da olsa aşina iseniz hatta okurken nereye kimin eli daha çok değdiğini de hafif hafif fark edebiliyorsunuz. Kitap dışardan bir anlatıcı veya dış ses diyebiliceğimiz bir üslup ile olayları bize anlatırcasına aktarıyor ve bu kitabı okurken çok tatlı ve değişik bir hava veriyor. Diğer tanrısal bakış açısı ile anlatımlardaki o mesafeli ton bu kitaptaki anlatım ile ortadan kaldırırmış bu yol ile bence.
İki minik sorun var, biri yer yer çoook minik anlatımda sorunlar var, örneğin cumartesi bölümü yani sondan bir önceki bölümde sonlara doğru olayların anlatımında bazı kopukluklar var ve bunun nedeni yazarların her ne kadar beraber yazsalar da kitap sonunda verilen röportajda da dedikleri gibi küçük küçük bölümler halinde yazıp kitabı bir araya getirmelerinden kaynaklanıyor olabilir. Diğer sorun ise yayınevinden kaynaklanıyor ve eğer yazım yanlışından rahatsız olan biriyseniz bendeki basımı okucaksanız uyarmak isterim ki yer yer özellikle çocukların konuştuğu yerlerde "değil" yerine "diil" veya "gazete" yerine "gasete" gibi bazı yazım yanlışları vardı.
Ayrıca dizisi için de mini bir değerlendirme yapmak istersem çünkü nadiren kitap uyarlamalarını beğenirim ve bu kitabın ki çok güzeldi. Kitaba göre karakter seçimleri herkes nokta atışlıydı. Spoiler vermek istemem ama finaline yapılan ekstra dokunuş ile de bence dizi çok minik bir virgül farkı ile öne
İlk başta zaten ana hatlarıyla bildiğim bir macerayı okucağım için bazı çekincelerim vardı ama başta yazarın kalemi ve Patroklos'un gözünden olayların anlatılması çok daha farklı ve güzel bakış açısı ile insanı içine çekiyor kitap. Bu kitabın yazarının ilki olsa dahi çok iyi bir şekilde betimleme ve anlatıma da hakim olması da ayrıca harikaydı. Ben ilk Kirke'i okuduğum için bu kitapta ondan birkaç esinti de aldım ve çok keyiflendim. Gerçek anlamda kendini keşfetme ve farkında olmadan azar azar ama kararlı karakter gelişimi görmek sanki kendi çocuğumun büyümesini izleme hissi verdi bana yer yer.
Maceraya gelicek olursak Patroklos'un Akhilleus ile tanışmadan çok kısa bir öncesi tanımaları ve beraber büyüyerek o büyük Troya Savaşı'na gitmelerine kadar olan tüm olaylar anlatılıyor. Okurken de her türlü duyguyu onlarla yaşamanıza olanak veriyor. Patroklos' un çekincelerinden tutun da yeri geldiğinde yaşadığı korkulara rağmen dik duruşuna kadar her şeyi yaşatıyor okura. İlk defa bir kitabın finalini bildiğim halde tüm heyecanımla okudum ve finali bildiğim halde sanki sonu farklı olucakmışçasına sürüklenerek gittim onlarla beraber. Evet gurur bir savaşçı için her şey demek ama hayat denilen savaş alanı için nedeni kalmayınca gurur hala eski öneminde kalır mı?
Sonu ise beni ayrı ağlattı diyebilirim...
(incelemeyi dahi kitap bittikten 2 gün sonra yazabildim ve duyguları hala taze bende)