Yazarın gözünden bir kadının kendi ayakları üzerinde durabilmek için en temel nelere ihtiyacı olduğunu ve bu çıkarama ulaşırken geçirdiği düşünsel süreç çok güzel bize aktarılmıştı. Yer yer sanki karşılıklı oturup konuşuyor gibiydik kitapta ve bana nasihat verir gibiydi ama bazen de kendisi konuşuyor, yaşıyor, deneyimliyor ve ben sadece dışarıdan onu gözlemleyen biri gibiydim ve bu akış çok güzel bir deneyimdi benim için. Sadece şiir veya roman yazmak şöyle dursun kütüphaneye gitmek bile kadın başına zor olan bir dönemde ayakları üzerinde durmayı da çok güzel anlatmıştı. Gerçekten de kitapta dediği gibi "her kadının en az kendine ait ve kapısını kapatabildiği bir odası ve kendine ait parası olması" şart.
Bu kitap öncekinin (Derle, Topla, Rahatla) rehberi olup daha çok içerisinde yazarın bahsettiği kıyafetler, kitaplar, kağıtlar, komonolar ve manevi değer taşıyan eşyalar için bilgilendirici ve yönlendirici bilgiler var. Kıyafetlerin nasıl katlanmasından gardrop düzenlemesine mutfak tezgahi düzeninden banyo dolabında bulunması ve bulunmaması gerekenler gibi birçok bilgilendirme var. Aynı zaman da önceki kitap gibi kendi gençlik ve danışanlarıyla olan deneyimlerimden kesitlerle de bazı ipuçları sunuyor. Ayrıca son kısımda kendi öz eleştirisini yapmış olması da harika çünkü o da günün sonunda bir insan ve hala ilerlemede olduğu ve bazı eksik yönleri olduğunu kabul ederek adeta bizlere danışır gibi yazmış. Her insanın hayata bakış açısı farklı olduğu gibi evine olan davranış ve görüşü farklı ve bu yüzden kendi açıklarını ve eleştirisini sunarak kendinde eksik olup bizde olanları görmemizi sağlayarak hem kendine hem de bizlere öz farkındalık da vermiş. Çünkü kitabı okurken insan sadece evini değil bilgisayarının içindeki dosyadan tutun çevresindeki insanları bile kitapta temel alınan "Bu keyif veriyor mu?" sorusu ile düzenleme dürtüsüne giriyor.
Kesinlikle önceki kitapla beraber ard arda okuyarak bu güzel düzenleme maratonuna katılmak lazım.