Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Gücü elde eden herkes zorbalık etmede gecikmiyor bunu bir görev bilerek, kendine hak görüyor. Ama karşısında örgütlenmiş bir halk gördümü üstünlük kompleksinin altında yatan aşağılık kompleksini açığa vurmakta çokta geçikmiyor. Ağrıdağı efsanesi; Temelde aşkı konu alan, yöre halkının bu tür hikayelerle geçmişten günümüze sürekli karşılaştığını okuduğumuz zaman, anlayabileceğimiz türden bir hikaye. Her dönem de kendine yer bulan despot ve zorba kral tipi, karşısında iki gencin sevgisine sahip çıkan halkı görünce ve yine her dönem de olduğu gibi sevginin gücüne yenik düşmüş zorba kimliği acizliğe bürünmüş bir paşayı görüyoruz. Hikayenin mutlu sonla bitmesi alışık aşk hikayelerindeki hüzün, yerini mutluluğa bırakıyor..
Öncelikle macbeth bir portre. Geçmişin, bugünün ve geleceğin portresi. Var olan resme sığmak istemeyen bir insanın portresi. Hayatın onu resmettiği tuvale girmek istemeyen hep en iyi gözükmek için bütün renklere talip daha doğrusu bütün renkleri gasp etmek isteyen bir portre. Bütün renkleri kendi dış portresini yaratmak için kullanan macbeth, içini siyah renge (vicdan azabı) bürümek isteyen bir portre.
Macbeth'i geçmişteki portrelerden ayıran en önemli husus vicdanına yenik düşmesi olmuştur. Daha olayın en başında onu rahatsız etmeye başlamıştır bile. Ama eşinin kışkırtması, 3 cadının kehaneti vicdanını çoktan ele geçirmiştir. Sağlam bir irade gösteremeyen macbeth, gücü ele geçirince pişmanlıkla beraber koltuğunu kaybetmek istemeyen ve bunun için elini tekrar kana bulamak isteyen bir adama dönüşür.