Yeraltı çok uğramayı istemediğimiz türden, mecbur bırakılmışların çaresizliğini yansıtan bir yer.
Hayata herkes gibi bakmayı hatalı gören, toplumdan uzaklaşmayı ama ara ara aralarında bulunmak isteyip içindeki öfkeyi haykırmak isteyen bir karekter yeraltı adamı.
Evet öfkeli dedim çünkü herkes gibi olmayı beceremeyen, nasıl biri olduğuna karar veremeyen, nasıl gözüktüğünü bilen ama içinde onun bu halinden kendini kurtarma iradesi bulunmayan bir yeraltı adamın hikayesi.
İnsan düşüncelerinden henüz dile gelmeden utanır mı? işte yeraltı adamının hastalığı burdan geliyordu, yüksek farkındalık ciddi bir hastaliktı. (Herşeyi fazlasıyla anlamak tam anlamıyla hastalık. "Yeraltından notlar")
Bir çayın keyfine hayatını feda etmeye razıydı, yeraltı adamı. Bir gün daha yaşamanın dünden farklı olmayacağını anlayan yeraltı adamı, kırkından sonra yaşamanın namussuzluk olduğunu söylüyordu öyleki bu ümütsizliğinden bile zevk alıyordu.
Yolda geçse dönüp bakmayacağımız bu karekter insanı bir iç sorgulamaya çekiyordu, hergün dışarda mutlu imajı veren insanların samimiyetsizliğine değinen yazar dürüstlüğü el üstünde zavallı egoların bile üzerinde olduğuna işaret ediyordu.