Bütün isyanlar ve ayaklanmalar çeşitli aşamalardan geçer. Birincisi, başlangıçtir. Genellikle bu aşamayı ya çok dikkatsiz, sersem birisi ya da çok zeki, hikmet sahibi birisi başlatır.
İkincisi enerji ve yakıttır. İsyanın enerjisi ve yakıtı; ya cesaretli ve olaylan gerçekçi bir bakış açısıyla yorumlayabilen, isyanın ve direnişin seyrini kontrol edebilen kimseler ya da dalgaya kapılıp isyana enerji olduklarını dahi bilmeyen saf insanlardır. Fakat isyanın yakıtı genellikle ikinci sinif insan grubundan oluşur.
Üçüncü aşama ise sonuç aşamasıdır. İsyanlar genellikle belirli bir insan grubu tarafından sonuçlandınlır. Geceleri alem yapıp sabahları sarhoş uyanan bu grup, keskin açıklamaları ve basın toplantılarıyla şehitlerin kanları üzerinde sarhoşça dans eden fırsatçı, yönetici sınıfından oluşur.
Dünyanın en basit, en zavallı, hatta en ahmak adamı bile, insanı hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karışık bir ruha maliktir!.. Niçin bunu anlamaktan bu kadar kaçıyoruz ve insan dedikleri mahlukun anlaşılması ve hakkında hüküm verilmesi en kolay şeylerden biri zannediyoruz? Niçin ilk defa gördüğümüz bir peynirin evsafı hakkında söz söylemekten kaçtığımız halde ilk rast geldiğimiz insan hakkında son kararımızı verip gönül rahatlığıyla öteye geçiveriyoruz?