Merve Uyar

Disiplin, Latince bir kelimedir ve 'nasıl yapılacağını öğretmek' manası taşır. Asıl disiplin modeli, çocuğumuz yanlış bir davranışta bulunduğunda bu davranışın sonucunu yaşama ve telafi etme becerisi gösterebilmesini desteklemekle gerçekleşebilir. Çocuğumuz yemek yerken yere döktüğünde ona bağırmak yerine nasıl temizleyeceğini öğretebiliriz. Çocuğumuz ödevini yapmayıp televizyon izlemeyi seçtiğinde, okula gidip düşük bir not almasını, böylelikle tercihin sonucunu yaşamasını bekleyebiliriz. Çocuğumuz duvarları karaladığında, söylenip durmaktansa duvarı silme görevini üstlenmesini sağlayabiliriz. Çocuğumuz kardeşine vurduğunda, ona vurarak 'vurmamayı' tembilemek yerine, öfkelendiğinde vurabileceği bir yastığa yönlendirebiliriz. Bu bağlamda anneliğin 5 altın kuralını unutmamak bize yol göstermiş olur: Anneliğin 5 altın kuralı: • Çocuğumun doğuştan gelen bir kişiliği ve mizacı var. Bunu bilmeli ve kabullenmeliyim. Hareketli çocuğu oturtmaya, sosyal çocuğu kabuğuna kapatmaya, konuşkan çocuğu susturmaya, utangaç çocuğu sosyal yapmaya çalışmamalıyım. • Çocuğum benden ayrı bir insan. Kendi kararları ve tercihleri var. Tercihlerinin sonucunu yaşamasına olanak sağlamalıyım. Örneğin ödevini yapmadığında onun yerine yapmak için çırpınmamalıyım. • Çocuğumun emniyette hissedebilmesi için evimizi sevgi dolu, yapıcı eleştirilerin olduğu, saygın bir ortam haline getirmeliyim. Bir misafir gelse yapmayacağım hiçbir davranışı çocuğuma da yapmamalıyım. • Çocuğumun merak duygusuyla çatışmamalıyım. Merak ettiği, karıştırmak, kurcalamak istediği alanlarda kontrollü kabul sağlamalıyım çünkü çocuğum dünyayı bu şekilde keşfedecek. • Hatalarla baş etmeyi öğretmeli, hatadan dönmek için alınan sorumlulukta çocuğumu desteklemeliyim. Örneğin, sütü dökmesinin problem olmadığını
Sayfa 116·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kalbi birbirine yakın olan insanlar bağırarak konuşmazlar; fısıltıyla, gözleriyle, bakışarak anlaşırlar. Bu bağlamda annelik sanatı dediğimiz şey, çocuğa 'söz' değil, 'göz' dinletmektir.
Sayfa 114·Kitabı okudu
Evimimizdeki Diğer Çocuğumuz Evliliğimizdir
Kadın-erkek fark etmeden her birimizin manşetine çekmesi gereken bir cümle vardır; "Evliliğimi önemseyeceğim ve önceleyeceğim. Aynı bir bebek büyütür gibi, evliliğimi besleyerek, zaman zaman gazını çıkartarak, güzel uykulara yatırıp ninniler söyleyerek büyüteceğim..." Bu sözü vermek çoğu zaman zor görünür ama bir kere karar verdiniz mi, ardından değişim, gelişim ve mutluluk başlar. Bunu sağlamak için de öyle çok büyük değişimler gerekmez. Basit, kolay ve küçük adımlar, evlilik yolculuğunuzu büyük bir mutluluk ve huzur masalına kolaylıkla dönüştürebilecektir. 1. Her gün karıkoca zamanı planlayın Emek verilmiş bir ilişki için, her gün baş başa zaman geçirmek oldukça önemlidir. Bu öneri, anne-çocuk, baba-çocuk ve karıkoca için ayrı ayrı düşünülmüş zamanları içerir. Yapılan pek çok araştırma, günde 15 dakika özel zaman ayrılmış ilişkilerin çok daha sağlam, bağlı ve nitelikli geçtiğini ifade eder. Bu deneyimi iş işten geçtikten sonra yaşayıp fark etmeden önce, hemen bugün, evlilik ağacımıza su vererek başlayabiliriz işe... Gün içinde eşimize akşamki 'eş saatini' iple çektiğimizi ifade eden mesajlar atıp, bu vakitte yapacaklarımızı planlayıp, eş vaktimize özel bir günlük bile tutabiliriz ve aradan yıllar geçtiğinde görürüz ki, günde 15 dakikalık bir zaman, 15 yıllık bir evliliğin yakıtı ve huzuru oluvermiş. 2. Her fırsatta dokunun Ten tene temas, vücutta oksitosin, yani bağışıklık hormonunu salgılatan en pratik yoldur. Eller buluştuğunda, iki elin sahibi arasında duygusal bir bağ oluşmaya başlar. Zamanla mesafeler açılır, uçurumlar büyür. Gün gelir, muhabbetle evlenen eşler birbirine yabancı olur. Bunu önlemenin en basit yolu 'dokunmak'tır. El ele tutuşmak, sarılmak, yan yana otururken bacakları birbirine yapıştırmak, uyurken elleri ayakları kavuşturmak gibi
Sayfa 108·Kitabı okudu
Bağırmayan anne olmanın yolu huzurlu bir evlilikten geçer. Aynı annelik ve babalık gibi, karıkoca olmak da bir beceridir ve öğrenilip emek verilerek geliştirilebilir. Emek vermekten vazgeçilen bir evlilik, aynı kurumaya bırakılmış çiçek gibi günbegün sararır, solar, yapraklarını döker. Eşiyle tamamlaması için yaratılmış duygusal ihtiyaçlar giderilmedikçe, kadın da erkek de tepkiselleşir, tahammülü azalır ve huzursuz olmaya başlar. Tabii karıkoca olarak yaşadığımız bu soğuk savaş ister istemez çocuğumuza da yansır.
Sayfa 107·Kitabı okudu
Kendimize vakit ayıralım da ne yapalım?
KENDİMİZLE KONUŞALIM Sabah uyandığımızda, “yeni bir gün başlıyor, bugün de uyandık çok şükür, hadi bakalım işlere güçlere başlayalım” diyerek kendimize enerji verelim. Kendimize gün içinde “gayret edelim ama sonuca razı olmak da imandandır” diye fısıldayın. Çoğumuzla vakit geçiremediğimiz gün “akşama nitelikli vakit geçirelim ki ayrı olduğumuz zaman telafi olsun” diye gayret edelim. Bütün bu 'öz konuşmalar günümüzün, hatta ömrümüzün nasıl geçeceğini belirlemekte oldukça önemli. Motivasyonu, beğeniyi, sevgiyi hep karşıdan bekleyen biriysek, bağırmayan bir anne olmamız oldukça zor çünkü hayat çoğunlukla gül demetleriyle değil, dikenlerle karşılıyor bizi ve biz o dikendeki gülü göremiyorsak, elimiz ayağımız kan içinde kalıyor. Bu nedenle değer, sevgi, motivasyon gibi kavramları doğal bir kaynak gibi, başkasından yansıtmayı bırakıp özümüzde bulmamız önemlidir. Bunun için kullanabileceğimiz ufak ama etkileri büyük teknikler vardır. Mesela, buzdolabının üstü gibi gözümüzün sık gördüğü yerlere pozitif cümleler yazıp, gün içinde farkında olmadan motivasyonumuzu artırabiliriz. Ya da çantamıza koymak için küçük kâğıtlara olumlamalar yazarak enerjimizin düştüğü anlarda açıp okuyabiliriz. Bu olumlamalar: - Ben iyi bir insanım. - Ben çok güzelim. - Hayattaki rollerimde oldukça başarılıyım. - Ben sakin ve sevecen bir insanım/anneyim. - Çocuklarımı çok seviyorum ve sevgimi onlarla vakit geçirerek hissettiriyorum. - Çocuklarımla geçirdiğim vakitlerden keyif alıyorum. - Ben sevgi veren ve sevilmeye layık biriyim. - Ben çok değerliyim ve etrafımdaki tüm insanlar da aynı benim gibi değerli ve kıymetliler... gibi cümleler olabilir. Neye ihtiyaç duyduğunuzu hissediyorsanız, o konuda olumlu cümle kartları hazırlayabilirsiniz. Önemli olan oradaki manayı okumak, duymak ve üzerine
Sayfa 99·Kitabı okudu