Merve Uyar

1 - Doğru Dil Nasıl Olmalı?
Çocuğumuzu sevmek bir 'duygu', sevgimizi ona nasıl gösterdiğimiz ise anneliği sanata dönüştüren bir 'bilgidir. Doğru bilgi, bizi doğru kelimelere ulaştırır çünkü çocuklarımızla iletişimimizi güçlendiren en önemli adım, olaylara nasıl tepkiler verdiğimizdir. Zira tepkilerimizde kullandığımız 'kelimeler' muhatabımızda ya saygınlık hissi oluşturacaktır, ya da değersizlik ve aşağılanmışlık duygularını çoğaltacaktır. Bu bağlamda diyebiliriz ki, disiplinin en önemli aracı kullandığımız kelimelerdir. Çocuğumuza neyi nasıl söylediğimiz, hangi kelimeleri seçtiğimiz ya aramızdaki çatışmanın sebebi olur ya da anne-çocuk bağlanmasının gücüne güç katar. İnsan sevgi bağı kurduğu kimseleri üzmek istemez. Bu nedenle ona uyumlanma ve mutlu etme gayreti gösterir. "Çocuğum çok tepkisel davranıyor, hiç sözümü dinlemiyor" demek, aslında bir anne olarak onunla sevgi bağı kuramıyorum demektir çünkü bağ zayıfladıkça annenin çocuk üzerindeki tesiri azalır. Tesir azaldıkça, anne baskısını artırmaya başlar. Baskı arttıkça da anne-çocuk arasındaki bağ daha da incelerek kopma noktasına doğru ilerler. Bu yüzden, sıklıkla kullandığımız bazı anne cümlelerini ve tavırlarını fark etmemiz, sonrasında da yerine pozitif iletişim becerileri koyarak değiştirmemiz gerekir. ÇOCUĞUMUZA NEYİ NASIL SÖYLEYELİM? 1. MADDE : Bir yetişkine söylemeyeceğin hiçbir cümleyi çocuğuna söyleme 2. MADDE : Bir yetişkine kullanmayacağın tonlamayla çocuğuna konuşma 3. MADDE : Hakaret etme, utandırma, nasihat verme "İnsanlar hata yapar, hatalar konuşulur, sonuçları yaşanır, bedelleri ödenir ama hiçbir insan bağırılarak küçük düşürülmeyi hak etmez. Hele ki karşımızdaki küçük bir çocuksa..." - Çocuğumuza bağırmak yerine yapabileceklerimizi düşünmek, çocuğumuza modellediğimiz iletişim kalıbı açısından oldukça önemlidir. -
Sayfa 133·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Çocuklar Neden Olumsuz Davranışlar Gösterirler?
Her davranışın altında kişiye özel bir motivasyon, ihtiyaç ve duygu durumu olsa da, olumsuz davranışların temelde 3 nedeni vardır. 1. OLUMSUZ DUYGULAR Çocuklar olumsuz davranışlar gösterirler, çünkü içlerinde olumsuz duygular vardır ve çocukların, yetişkinlerden farklı olarak, bu olumsuz duygularla baş etme becerileri henüz gelişmemiştir. Özellikle okul öncesi dönem çocukları öfke gibi, kıskançlık gibi, engellenme gibi duygularla baş edemezler. Bu duyguları yönetemezler. Yani bir çocuk kardeşini kıskandığında gidip bir tane vuruyorsa, bunun yanlış olduğunu bilmediği ya da sizin sözünüzü dinlemediği için değildir. Bunun en önemli sebebi, kıskançlık duygusunu yönetme becerisi gösterememesidir. Duyguları yönetme becerisi 'sol beynin' işidir ve sol beyin 7 yaş sonrasında devreye girmeye başlar. Bu bilgiden hareketle, evladının olumsuz davranışını ortadan kaldırmak isteyen bir anne, ilk iş olarak çocuğunun içindeki olumlu duyguları beslemeli ve büyütmelidir çünkü hiçbir çocuk olumsuz duygular hissederken olumlu davranışlar gösteremez. Bu nedenle, gördüğümüz en olumsuz davranışta bile evladımızı sarıp sarmalayarak, insanlık onurunu göze alarak, davranışının nedenini anlamaya çalışarak hareket etmemiz önemlidir. Buna pozitif disiplin denir. 2. DUYGUSAL İHTİYAÇLARININ ANLAŞILMAMASIDIR Çocukların ihtiyaç duyduğu sevgi, ilgi, oyun, yakınlık kapları yeterince dolmadığında, yani çocuklarımızın duygusal gelişim ihtiyaçları giderilmediğinde uyum ve davranış problemleri görülmeye başlar. İçindeki duygu boşluğunu doldurmaya çalışan çocuk annesine yapışır, yılışır, şımarır, aşırı davranışlar gösterir. Bazen annesinin ilgisini üzerinde toplayabilmek adına, içgüdüsel bir yönelimle 'yaramazlık' yapar çünkü uyumlu ve sakin olduğunda annesi yanında değildir. İşiyle gücüyle
Sayfa 130·Kitabı okudu
Bir çocuğa disiplinli bir yaşam tarzı aşılamanın yegane yolu, o yaşam tarzını bizim yaşıyor olmamızdır.
Sayfa 122·Kitabı okudu
Disiplin, Latince bir kelimedir ve 'nasıl yapılacağını öğretmek' manası taşır. Asıl disiplin modeli, çocuğumuz yanlış bir davranışta bulunduğunda bu davranışın sonucunu yaşama ve telafi etme becerisi gösterebilmesini desteklemekle gerçekleşebilir. Çocuğumuz yemek yerken yere döktüğünde ona bağırmak yerine nasıl temizleyeceğini öğretebiliriz. Çocuğumuz ödevini yapmayıp televizyon izlemeyi seçtiğinde, okula gidip düşük bir not almasını, böylelikle tercihin sonucunu yaşamasını bekleyebiliriz. Çocuğumuz duvarları karaladığında, söylenip durmaktansa duvarı silme görevini üstlenmesini sağlayabiliriz. Çocuğumuz kardeşine vurduğunda, ona vurarak 'vurmamayı' tembilemek yerine, öfkelendiğinde vurabileceği bir yastığa yönlendirebiliriz. Bu bağlamda anneliğin 5 altın kuralını unutmamak bize yol göstermiş olur: Anneliğin 5 altın kuralı: • Çocuğumun doğuştan gelen bir kişiliği ve mizacı var. Bunu bilmeli ve kabullenmeliyim. Hareketli çocuğu oturtmaya, sosyal çocuğu kabuğuna kapatmaya, konuşkan çocuğu susturmaya, utangaç çocuğu sosyal yapmaya çalışmamalıyım. • Çocuğum benden ayrı bir insan. Kendi kararları ve tercihleri var. Tercihlerinin sonucunu yaşamasına olanak sağlamalıyım. Örneğin ödevini yapmadığında onun yerine yapmak için çırpınmamalıyım. • Çocuğumun emniyette hissedebilmesi için evimizi sevgi dolu, yapıcı eleştirilerin olduğu, saygın bir ortam haline getirmeliyim. Bir misafir gelse yapmayacağım hiçbir davranışı çocuğuma da yapmamalıyım. • Çocuğumun merak duygusuyla çatışmamalıyım. Merak ettiği, karıştırmak, kurcalamak istediği alanlarda kontrollü kabul sağlamalıyım çünkü çocuğum dünyayı bu şekilde keşfedecek. • Hatalarla baş etmeyi öğretmeli, hatadan dönmek için alınan sorumlulukta çocuğumu desteklemeliyim. Örneğin, sütü dökmesinin problem olmadığını
Sayfa 116·Kitabı okudu
Kalbi birbirine yakın olan insanlar bağırarak konuşmazlar; fısıltıyla, gözleriyle, bakışarak anlaşırlar. Bu bağlamda annelik sanatı dediğimiz şey, çocuğa 'söz' değil, 'göz' dinletmektir.
Sayfa 114·Kitabı okudu