Bakışla eğitim, ancak sevgiyle konuşanların ve sevgiyle bakanların verebileceği bir eğitimdir. Nitekim çocuk, kendisine her zaman sevgiyle bakan bir yetişkinin bakışının değiştiğini fark edebilir.
Çocuklar sevgi dolu davranışları hak ettikleri için değil, başka hiçbir şart gerekmeden 'insan' oldukları için görmelidirler. Hatta uyumlu davranışlar gösterdikleri zaman olduğundan çok daha fazla, uyumsuz, hırçın, agresif davranışlar sergilediklerinde annelerinin sevgi dolu dokunuşlarıyla terbiye edilmelidirler. Zira hiçbir metot sevginin terbiye ediciliği kadar tesirli değildir ve hiçbir çocuk, içinde olumsuz duygular çoğaltılarak olumluya yönlenme becerisi kazanamaz.
Çocuğumuza söz geçirebilmemiz için, o sözü ne zaman söylediğimiz de büyük önem taşır. Biz anneler genellikle en etkili nasihatlarımızı kriz anlarında veririz ama çocuğumuz için etkili olmaz.
1 - Kriz anında davranışı anlatmayalım, duyguları anlayalım.
Bir kriz çıktığında ilk işimiz çocuğumuzu durdurmalı ve sakinleşmesi için ona yardımcı olmalıyız. Bunun yolu da duyguları anlamaktan geçer.
2 - Uyku öncesi ve uyku sonrasının kıymetini bilelim.
Çocuklarınızın telkine açık olduğu iki önemli zaman dilimi vardır. Uykuya geçmeden önceki 5 dakika ve uyandıktan sonraki ilk 5 dakika…
3 - Keyifli bir anı, keyifli öykülere ayıralım.
Çocuğumuzla eğlenceli bir oyun oynadık, keyfimiz yerinde, gülüyoruz, mutluyuz. İşte tam böylesi anlar, onlarla yapacağımız 'nasihat' konuşmaları için doğru zamanlardır. Çocuk kendini iyi hissederken, bizimle bağ kurmuşken ve mutluyken cümlelerimiz onun dünyasına bir ilaç gibi şifa olacaktır.
4 - Önce fizyolojik ihtiyaçları karşılayalım.
Aynı yetişkinler gibi, çocuklar da açken, uykusuzken, tuvaleti varken, karşılanmamış ihtiyaçları tavan yapmışken nasihate açık olmazlar. Bu yüzden, çocuğa tesir edebilmek için öncelikle fizyolojik ihtiyaçlarını karşılamak gerekir.