- Ne istediğimi doğrudan söyleyebilirim: "Hemen, şimdi ödevinin başına oturmanı istiyorum."
- Ne hissettiğimi söyleyebilirim: "Ödevini yapmadığın için okulda eksi alacaksın ve bu beni üzüyor."
- Tercih hakkı sunabilirim: "Ya şu an ödevlerini yapmayı seçebilirsin ya da ödevlerin bitene kadar odandan çıkmamayı seçmiş olursun."
- Teşvik edebilirim: "Ah şu ödevlerin bitse de, birlikte mısır patlatıp sinema keyfi yapsak..."
- Kitaplarını konuşturabilirim: "Merhaba Enes, benim adım Bay Kitap. Sayfalarımda bazı boşluklar var, bu yüzden aklım çok karışık. Senden rica etsem, Bay Kurşunkalemin yardımıyla boşluklarıma doğru kelimeleri yazar mısın?"
- Mizahı kullanabilirim: Ödeve oturmayan oğlumun önünde yere oturup, başımı ellerimin arasına alıp, bir uzun hava tutturabilirim. "Vay ben nidem, nidem, nidem... Nidem de Enes'i ödevinin başına gönderem, loooo..."
- Kendi planını oluşturması için yardım edebilirim: "Yatana kadar 4,5 saat vaktin var. Ödevin de tahmini 1 saat sürer. Ödevini yapmaya kaçta başlamak istersin?"
- Hiç müdahale etmeden kararının sonucu yaşamasını izleyebi-lirim: Ödevini geçe bırakırsa uykusuz kalır ya da yapmamayı seçerse okulda öğretmenine mahcup olur, eksi alır. Ben de bu süreçte, "Üzgün olduğunu görüyorum, eksi almak canını sıkmış, bir daha bunu yaşamaman için ödev vaktini planlayalım istersen?” diyebilirim.
1 - Öfkenin geldiğini fark edip, hiçbir davranışta bulunmadan önce çocuğumuzla aramıza mesafe koymaktır. Bunu yapmak için de ortamı değiştirmek ve kendi sükunetimizi sağlayacak şeylerle meşgul olmak en iyisidir.
Öfke gibi, bir kriz anında durmak, sakinleşmek ve sonrasında olayla yüzleşmek en doğru harekettir.
Çocuklar yaptıkları hatanın sonucunu yaşamalı ve pişmanlıklarını hissetmelilerdir. Bu şekilde doğruyu bulabilirler. Annesinin kızdığı şeyin ‘kendisi’ değil, ‘davranışı’ olduğunu anlaması önemlidir.
Öfkeyle baş etmenin ilk adımı, durmaktır. Öfkeyi soğutmak ve sakinleşmek için kendimize zaman tanımaktır.
Ortam değişikliğinin ardından yapmamız gereken şey 'dikkatimizi dağımak'tır.
Bunu 50'ye kadar sayarak, sevdiğimiz bir şarkıyı mırıldanarak, sohbeti bize iyi gelen bir arkadaşımızı arayarak, Kur'an okuyarak, abdest ve ya duş alarak yapabiliriz. Bu süreçte derin nefesler alarak öfke anında hızlanan nefesimizi normale döndürebiliriz. Sadece doğru yapılmış bir nefes kontrolü bile, öfkenin sakinleşmesi için bize ihtiyacımız olan zamanı tanıyacaktır.
2 - Öfke kontrolünün önemli bir adımı dış görü" sağlamaktır.
Dış görü dediğimiz şey, "yaptığın davranışlara dışardan bir bak, kendini bir başkasının gözünden seyret" demektir.
Çocuğumuzla kriz yaşadığımız anlarda verdiğimiz tepkiler neler? Bağırmak, tehdit etmek, kaşlarımızı çatıp en tiz sesimizi takınarak "aptal, geri zekáli" gibi hakaretler yağdırmak...
Bu tepkileri veren kişi biz değil de yan komşumuz olsaydı, yani yan komşumuzu küçük kızının üstüne yürürken, ona vururken, "bıktım artık senden geri zekâlı" diye bağırırken görseydik, o manzara karşısında neler hisseder ve komşumuzun anneliği hakkında neler düşünürdük?
İşte bizler de bu davranışları yaparken öyle gözüküyoruz ve komşumuz için düşündüklerimizin çok
Deneyimsel Oyun Terapisini terapi ekollerine kazandıran Byron'ın da dediği gibi, bir çocuğun üç ebeveyni vardır:
Annesi, babası, annesiyle babasının ilişkisi..
Yetersizlik duygusundan kurtulmanın yegâne yolu, hayatta yeterli olduğumuzu düşündüğümüz alanları artırmak ve kendini 'sadece' annelik üzerinden tanımlayan bir insan olmaktan çıkmaktır.
Mesela, bir kadın çok güzel yazılar yazabilir. Bu konuda oldukça yeterli ve iyidir. Yazı yazdığında kendini iyi hissediyordur. O zaman yazı yazma vakitlerini gün içerisine ne denli fazla koyabilirsek, anneye o denli iyi hissettirmiş oluruz. Böylelikle gün içinde diğer rollerine karşı hevesi ve becerisi de beslenmiş olur çünkü "ben iyiyim, yeterliyim ve becerikliyim" duyguları harekete geçer.
Psikolojinin temel bakış açılarından bir tanesi bize şunu söyler:
"Eğer bir kimse herhangi bir konuda abartılı davranışlar gösteriyorsa, o konuda yetersizlik hissettiği içindir..."