Bir demir ökçe ezmekte yüreği
Ağızlıklı itler sarmış sağı solu,
Sözler silah olmuş kulak çınlatmakta.
Öte yanda çiçekler tohumlanmakta ruhlarda
Lakin amma ve lakin!!!
Tahammülü yok demir ökçenin...
Ne gözlerdeki ışıltıya ne de neşeye
Unutmamalı ama
Yaşam direnir ve su yatağına erişir.
Yıkmak lazım setlerin bendini
Yaydıkları kuraklığa inat
Yeşertmeli umudun rengarenk çiçeklerini
Belki önce gizliden gizliye özenle
Ta ki dolup taşıncaya dek aydınlık göğün altına...
Ve susmak zorunda kalsa da diller bir zaman
Vazgeçmeden yürek dimdik ayakta
Durmalı isyana en üst perdeden
Avaz avaz, sevda sevda
Sungurlu-04.09.2024
Demir tavında dövülmüş yüreklerimiz var
Dövüldükçe pekleşen inceden
Çekiç silsilesi inen tepemize tepemize
İnsanlığını bulamayan kirlenmiş zihinlerin tuttuğu
Yol yolak, dur durak bilmeden inen çekiçler
Dinlemekten aciz yürekleri ile
Bizim bendimiz ata çeliği
Dövüldükçe küçülür, pekleşir güçlenir
Örsle çekiç arası sol yanım kor alev
Çiçek açar her bir yanım
Mor menekşe, sümbül, sardunyalar sağ yanım
Sol yanım bahar bahçe
Sensemişim damla damla içilesi
Direniyorum yine de bedenimdeki darbelere
Kulaklarımda naif bir buselik makamı ile
Adana-17.09.2024
Otobiyografi tadında felsefenin roman lezzetiyle...
Amerikan Felsefe tarihi incelemesine girecesine başlayıp, tanılanması ve genişleyen zemin üzerinde aşklara bağlanan tadımlıklar.