Kız: Nereye?
Avukat: Görevinin başına!
Kız: Görevim neymiş?
Avukat: Seni korkutan her şey! İstemeden yapmak zorunda olduğun her şey!... Kaçınmak, feda etmek, yoksun kalmak, vazgeçmek... Bütün tatsız, can sıkıcı ezici üzücü şeyler...
Kız: Görevin hiç hoşa gideni yok mu?
Avukat: Görevler yapıldıktan sonra hoşa gider...
Kız: Yani yok olunca?... Demek bütün tatsız şeylerin adı görevdir. Tatlısı ne öyleyse?
Avukat: Tatlısı günah!
"Seninle nasıl susulacağını pek iyi bilir orman ve kaya. O sevdiğin ağaca benze yine sen, o geniş dallıya: sessiz ve dinlercesine sarkar o, denizin üstüne. Yalnızlığın bittiği yerde, pazar yeri başlar; pazar yerinin başladığı yerdeyse, büyük oyuncuların gürültüsü ve ağılı sineklerin vızıltısı başlar."
"Yalnızlığına kaç, dostum: görüyorum ki her yerini ağılı sinekler sokmuş. Sert ve sağlam bir havanın estiği yere kaç! Sen küçük ve acınacak kişilere pek yakın yaşadın. Onların göze görünmez öclerinden kaç! Onlar sana öcden başka bir şey değildirler."