Hareketli yaşam, derin düşünceden önemli hale gelir. İnsan artık bir animal laborans ( çalışan hayvan) dır. Çalışmanın egemen olduğu bir yaşam derin düşünceyle bağlantısı kopmuş bir aktif yaşamdır. Bu yaşamın içinde insan başarı ve performansın başat kriter sayıldığı şeffaf bir özneye dönüşmüştür. Hızla akıp giden hayatın içinde zamanla yarışabilmek için sürekli çalışmak zorundadır ama yine de zamanın hızına yetişemez. Seçmek zorundadır; en faydalı, en verimli seçeneği bulup zamanın hızına yetişemese bile ayak uydurmaya çalışmalıdır. Hız, en büyük rakibidir. Bir futbol maçı izleyen kişi aynı anda binlerce eğlenceli ve zevkli diğer seçenekten mahrum kalmaktadır. Bu derin bir yalnızlıktır. “ Benden başka herkes eğleniyor.” düşüncesi aşırı yalnızlık belirtisidir. Kaçan fırsatlar, ıskalanan imkanlar, geç kalınan indirimler, ayrı düşülen partiler, “ Şimdi orada olmak vardı.” denilen tatiller; kişiyi, hayatı ve zamanı ıskaladığı hissiyle boğarak depresif bir yaşama mahkum etmektedir. Kendini referans alan genç modern insan, tüm bu keşmekeşin, aşırı iletişimin, aşırı enformasyonun içinde yorgun düşmektedir. Kendi içinde çöken, kendi içinde boğulan performans öznesi, başarı depresyonuna girer. Zaman öyle hızlanmıştır ki ilk kez otomobile binen meşhur Kızılderili hikayesinde olduğu gibi insan ruhu sızlamaktadır.