… sadece uyaran ve tepki, ihtiyaç ve tatmin, sorun ve çözüm, amaç ve eylem şemasının hüküm sürdüğü bir yerde, yaşam hayatta kalmaya, çıplak hayvanın hayatına dönüşür. Yaşam, görkemini yalnızca eylemsizlikten alır. Bir varlık olarak eylemsizliği kaybedersek, sadece çalışması gereken bir makineye benzeriz. Gerçek yaşam, hayatta kalma kaygısının, salt yaşamanın zorluğunun sona erdiği anda başlar. İnsan çabasının nihai amacı eylemsizliktir.
…Taş Devri mağaralarında bile sığırların kamp ateşinde kavrulmasından kısa bir süre sonra duvarlarda sığır resimleri beliriyor ve bu da ilk olarak mağara sanatını görünür kılıyordu. Bu kendini kanıtlamış bir döngüdür. Mağara ressamı ava çıkmamış olsa da- her iyi toplulukta olduğu gibi- etten bir parça elbette almalıydı. Sanat temel bir insan ihtiyacıdır ve olmaya devam etmektedir.
Bugün bizleri köleleştiren ve sömüren endüstri çağının makinelerinden kurtulduk ama dijital aygıtlar yeni bir zorlama, yeni bir kölelik yaratıyor. Mobil olmaları sayesinde her yeri iş yerine ve her zamanı bir çalışma zamanına dönüştürdükleri ölçüde bizi daha verimli bir şekilde sömürüyorlar. Hareket özgürlüğü, ölümcül bir her yerde çalışmak mecburiyetinde olma zorlamasına dönüşüyor……
Yani artık işten kaçış yok.