Mehmet Sait ete

Mehmet Sait ete
@Menmetsait
Sonsuza dek Sophie
56 okur puanı
Mart 2020 tarihinde katıldı
Ömür Hanım
Nedenini bilmediğim bir keder akıyor damarlarımdan. Kalbimin üstünde binlerce bıçak ağzı... ve yüzüm ömrümün atlası; düzlükleri bunaltı, yükseklikleri korku, uçurumları yıkıntılarımla dolu bir engebeler atlası. Yaşamak bir can sıkıntısı mıdır Ömür hanım?
Şiir
Reklam
AH BE ÇOCUKLUĞUM
Benim çocukluğum pencere parmaklıkları arasında dışarıda geçen arabaları seyrederek geçti kirlenmeden , pantalonumu yirtmadan , dizimi kanatmadan , bır oyuncak uğruna ağlayarak geçti oysa dizimin kanamasini , üstümdeki elbiseleri eskitmek , doyasıya koşmak isterdim yapmadım yapamadım yaptirmadilar çünkü doğru olan herşey toplumda doğruluğunu kaybetmişti , betonarme evler arasında parmaklıklar arasında geçen arabaları seyretmek zorunda kaldık . oysa ben top oynamak , gol atmak , gol yemek , yere düşüp dizimi kanatmak isterdim olmadı . Hayatın acımasızlığı yüzüme vurmustu yere düşmeden dizimi kanatmadan canım yanıyordu bu en denli acıydı ... M.S ✒️
nefret etmeyi ne güzel ogrenmişsiniz ! ne olur du azıcık sevmeyi de öğrenseydiniz ..
Fuzuli bi' kayıp sanki her saniyem altı üstü birkaç saat geçirmişken oralarda aniden biz gönül koyduk Aslında yerim yoktur onca şair arasında Türk Edebiyatı falan bensiz olsun Bi' de renksiz olur gözlerimin gördükleri Çünkü sana cinayetler anlatır. Sefaletten kaçmadım Elbette aşk güzeldir ben de yazdım, fazla gerçek yaşadım O şarkılar maşadır Çünkü ateşi avuçlamış insanların zihni berrak değil beyni erken yaşlanır Tüm bunlar saçmalıkken her tarafın yaradır ki tüm kapılar kapalı! Bu aşağılık bir dramdır Bir gün sırtımızı sıvazlayan bi' yalana aldanıp da dayatılan bu yangında yanıp söndük Bunu elbet uzaklardan birileri görür Sonra içimizdeki tüm güzellikler ölür.
……Labirent bir delikanlı gönlü bu, içime gömdüklerim var, içinde yitirdiklerim var, beni kandırıp içine girmeden çıkan var…İçimde yoğun bir trafik yaşanıyor, içim içimi denetleyemez bir durum. Elektromangal bir delikanlı gönlü işte…… Fırçam ve renk renk boyalarım var. Alev alev dolanıyor içimi çizme isteği. Aslolan çizmek değil, özlem. Bir yol çiziyorum, giderek daralan, perspektif bildiğimden değil, gözlem. Yollar uzakta daralıyorlar, bunu uzun otobüs yolculuklarından biliyorum. Bir kız çiziyorum yolun başına, eline bir çanta veriyorum, okula gitsin, okusun hasbam. Uzun uzun saçlar çiziyorum, işi ne, taransın yosmam. Sonra resme bakıp basıyorum şarabı bardağın gözüne, bardağın gözünün tam neresi olduğunu çok iyi bilemeyerek. Seviyoruz ya, içmek gerekli. Kız çıkıp gidiyor resim kağıdından. Fırçalarımı kırıyorum, boyalarımı atıyorum gayya kuyularına. İçimdeki çizme isteğini bir ressama ciro edip basıyorum şarabı bardağın gözüne… Bardağın gözü olmaz. Çekmece mi bu? Çekmecenin gözünün de bir şey gördüğü söylenemez. Kendin yarat dertleri, kendin üzül, delikanlı bir felsefe……