Sartre Bulantı’da: "Yalnızlık; düşündüklerinizin kafanızın duvarlarına çarpıp tekrar içerde kalmasıdır.” diyor. Yalnızlık, etrafında kimsenin olmaması değil, seni anlayan birilerinin olmamasıdır. İnsan insanın sadece anlayışına muhtaç.
Çünkü insan, yaşarken anlaşılmalıdır.
Caylanı öldürdüler, kadınları götürdüler, le yare..
Le yare… Gül nare…
Gülyarımı esir ettiler, le yare…
Le yare, hevale…
Pazarın köşesinde sattılar
Ben ki bugün çok dertliyim, le yare…
Le yare… Gül nare...
Bir divane onu ararım, le yare…
Le yare, hevale…
Ararım da bulamam, gül nare…
Ararım da bulamam, gül nare…
youtu.be/C_egNuZRHjM
“Lê Yarê” Horasan bölgesinden acıklı bir aşkın şarkısıdır. Bilindiği kadarıyla bu şarkı 1905’te yaşanmış bir aşkı anlatıyor; Behmen ve Gulnar’ın aşkı… 11 Kasım 1905’te Baçiyanlu aşiretinden 36 Kürt kadın Cenge Şirvan adlı bir Türkmen ilçesinde esir alınıyor. Hikayeye göre de ilçedeki bütün Kürt erkekler öldürülüyor. Daha sonra esir alınan kadınlardan bazıları serbest bırakılıyor bazılarıysa Türkmen erkekleriyle zorla evlendiriliyor. Evlerinden ve ailelerinden uzakta, bir köle gibi yaşayan kadınlardan biri de Kurmanci lehçesiyle söylenen “Lê Yarê” adlı şarkıdaki esir kadınlardan birini konu alıyor. Şarkıda erkek tarafından okunan şiir de yine Kurmancı olan ve savaşta esir alınıp öldürülen erkeğe ait.
Hikayeye göre, genç kız Buhara’deki şehir pazarında başka bir ‘efendiye’ satılır. Çoban olan Behmen Şivani, iki gün sonra Gulnar’ın esir alındığını öğrenir ve köyüne döner. Ama kimseyi göremez. Her yer yakılmıştır, herkes öldürülmüştür. Yüksek bir tepeye çıkar ve ağlayarak “Lê Yarê” şarkısını söyler.
Bu öykü ile geride kalanların söylediği bir türkü haline gelir “Lê Yarê”.