NeSLi

Kendime Notlar
9/10
·176 syf.·
2026 16. kitabı
Sadık Hidayet bazı edebiyat çevrelerince, “Modern İran romanının kurucusu , “Doğu’nun Kafka’sı” olarak da tanımlanır. Çok sayıda bürokrat ve bakan yetiştiren önemli bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. 1951 yılında İslamcı radikal Fedaiyan-ı İslam örgütünce suikast sonucu öldürülen Hac-Ali Razmara da bu aileye mensuptur. Sadık Hidayet’in kız kardeşinin eşidir. Hidayet‘in büyük dedesi Rıza-Kuli Han Hidayet de Kacar döneminin önemli bürokrat ve yazarları arasındaydı. Rıza Han’ın (1925-1941) Avrupa’ya tahsil için gönderdiği başarılı öğrenciler arasında seçildi. Belçika’da mühendislik okudu, Fransa’da ise mimarlık ve ardından diş Hekimliği fakültelerine devam etti; ancak hepsini yarıda bıraktı. Bu dönemde, yirmi dört yaşındayken geçirdiği Ruhi bunalımlar sonucu Marne Nehri’ne atlayıp intihara kalkıştı ama kurtarıldı. Hidayet’in, ömrünün son yıllarında iki temel kuruma karşı eleştirilerinin dozunu artırdığı gözlemlenir: saltanat ve din adamları sınıfı. Söz konusu Sosyal politik eleştirilerinin en yoğun biçimde görülebildiği eserde Hacı Ağa’dır. Hem Doğu hem Batı etkisinde kalan Sadık Hidayet, eserlerini Farsçaya çevirdiği Anton Çehov ve Franz Kafka‘nın yanı sıra Edgar Allan Poe, Guy de Maupassant ve Dostoyeski’den de etkilenmiştir. Doğuda ise Ömer Hayyam’ı geçmişin en sevilen ve sözü en ölçülü şairi olarak kabul etmiştir. İlk kez 1945’te yayımlanan Hacı Ağa, Hidayet‘in mevcut toplum düzenine, din adamları sınıfına, kapital sisteme sert eleştiriler yönelttiği bir nevi toplumsal hicviyesidir ve başyapıtları arasında yer alır. Hacı Ağa, yaşı doksana varmış, çok eşli bir ihtiyardır. Oldukça zengindir ama yine bu nispette eli sıkıdır. Evinin taşlığında sabahtan akşama kadar oturur, türlü türlü adamlar ziyaretine gelir: siyasetçiler, bürokratlar, iş adamları kaçakçılar,
Hacı AğaSadık Hidayet · Karbon Kitaplar · 20202,888 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kendime Notlar
9/10
·134 syf.·
2026 2. kitabı
Evreninizin ve içindekilerin yalnızca hayaller, görüntüler, kurmacalar olduğundan daha önce kuşku duymaman gerçekten ilginç! İlginç çünkü açık şekilde anlamsızlar, tüm hayaller gibi. Tanrı’nın iyi çocuklarını da kötü çocukları kadar kolay yaratabilmesine rağmen kötüleri yaratmayı tercih etmesi gibi; hepsini mutlu edebilecekken hiçbirini mutlu etmemesi gibi; acıklı hayatlar bahşedip bunları da cimrice kısa tutması gibi; meleklerine hiçbir şey yapmadan sonsuz mutluluğu verirken diğer çocuklarının bunu kazanmasını istemesi gibi; adaletten ve merhametten bahsedip cehennemi yaratması, yedi kat bağışlayıcılığından bahsedip cehennemi yaratması gibi; insanlara ahlak kurallarından bahsedip kendinde bu kuralların olmaması gibi; suçları uygun bulmaması ama hepsini işlemesi gibi; insanın rızası olmadan yaratıp sonra da eylemlerinin sorumlulugunu onurlu şekilde üstüne almak yerine insanın üstüne yıkmaya çalışması gibi; ve son olarak, diğer tüm saçmalıklarla beraber bu zavallı, kullanılmış köleyi kendine ibadet etmeye davet etmesi gibi! (Philipp Traum) Mark Twain asıl adı Samuel Langhorne Clemens. Mississipi ile Amazon nehirleri boyunca gemilerde, mavnalarda, kereste sallarında; gezgin kumarbazlar, dolandırıcılar ve serseriler arasında yaşadı. matbaacılık ve dizginciliğin ardından yazılar yazmaya başladı. On iki yaşındayken babasını kaybedince ailesini geçindirmek için okulu bırakıp basımevinde çıraklık yapmak zorunda kaldı. ancak kısa sürede bu hayattan bıkan yazar, dört sene boyunca Mississipi Nehri’nde kılavuz kaptanlık yaptı ve mahlasını da yine burada çalışan bir denizcinin lakabından esinlendi. Adem ile Havva’nın Güncesi ilk okuduğum kitabındı çok etkilenmiş çok beğenmiştim. Başka kitaplarını da okumuş olduğumu düşünürken bu daha ikinciymiş meğer ve bunu da en az diğeri kadar
Esrarengiz YabancıMark Twain · Karbon Kitaplar · 2020230 okunma
Kendime Notlar
8/10
·244 syf.·
2025 31. kitabı
Her sayfasında bana bir şeyler kattın Livaneli, seninle sohbet ediyormuşum gibi hissettirdin. Bazı bilgilere çok şaşırdım, Leylim ley’in bestesi sana aitmiş, Nefesim Nefesine sözleri ve bestesi sana aitmiş. ( şu an bu notları yazarken fon müziğim de o) Bazılarınaysa üzüldüm, Amadeus Mozart’ın çok genç yaşta öldüğünü bilmiyordum, 35 yaşında ölmüş ama onu öldüren şey Antonio Salier'in kıskançlığı olabilirmiş.Mozart'ı öylesine kıskanıyormuş ki bilim dünyasına Salieri kompleksi isimli bir rahatsızlık bile eklenmiş. Hemingway’in intiharı mesela, ‘Hemingway hayatı boyunca şarbon, sıtma, cilt kanseri ve zatürree gibi birçok hastalıkla mücadele eder. İki uçak kazası atlatır. Diyabet, böbrek yırtılması, hepatit, dalak yırtılması, omurga kırığına rağmen yaşamaya devam eder. Önüne geçemediği tek şey kendisi olur. En sonunda, en sevdiği silahını eline alıp evinin antresine gider ve başına iki kurşun sıkar.’ Daha bir sürü şey, okumam gereken kitaplar, yazarlar konusunda da fikir verdin. ‘Trevanian’ mesela, kitaplığımda vardı. Ondan bahsetmişsin ve seni bitirir bitirmez onu aldım elime ‘Katya’nın Yazı’ gerçekten çok çok iyiydi elimden bırakamadım. Erdal Öz’den de bahsettin ne zamandır erteliyordum onu da okudum sayende. Ve daha bir sürü şey, iyi ki okumuşum..
Edebiyat MutlulukturZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 20202,449 okunma
Kendime Notlar
9/10
·628 syf.·
2025 30. kitabı
“Kendini bildiğini sanan her kadının ve kadınları tanıdığını öne süren her erkeğin okuması gereken bir kitap” katılıyorum. Mira, Val, İso, Kyle ve Clarissa uzun süre aklımda olacaksınız. Özellikle İso ve Val yeni bakış açıları kazandım sizle, kimi olumlu kimi olumsuz oldu ama farkındalığım arttı. Ve mükemmel erkek tanımına neredeyse uyan ‘Ben’ umut ışığı olur gibi oldun ama olmadı. Hem bir şeyler öğreten hem de sürükleyen çok sevdiğim kitaplardan biri oldun. “ Bana öyle geliyor ki İso aradığını bulmaktan çoktan umut kestiğini söylemeye çalışıyor. Şeyi bilirsiniz sanırım... Tanrıyı sevmelisin çünkü sonsuza dek sevebileceğin bir tek O vardır.Her gereksinimi karşılayan, her acıyı dindiren, can sıkıntısına kapıldığında canlandıran, heyecan veren, mutlak ve kesin olan, başardığın ya da başaramadığın ne olursa olsun, sen ne olursan ol asla gücünü yitirmeyen, seni düş kırıklığına uğratmayan aşk... Sanırım ömrümüzü bunu aramakla geçiriyoruz ve tabii ki asla bulamıyoruz. Bulsak bile -bazı anneler çocuklarını öyle severler sözgelimi- yeterli olmadığını görüyoruz. Ya boğucu oluyor o sevgi, ya yeterince heyecan vermiyor. Onun için de, bir şeylerin eksikliğini duyarak aramayı sürdürüyoruz ve hayatın ya da bize vadedildiğini sandığımız şeylerin boş olduğunu düşünüyor, yahut, daha da kötüsü, kendimizi başarısızlıkla suçluyoruz. Bazılarımız, bunu sağlamanın olanaksız olduğunu çok geç öğreniyoruz korkarım. Ancak bir kere öğrenince, başkalarından ayrı bir yerde yaşıyoruz . Sorulsa anlatmakta güçlük çekeriz ama standartlarımız değişmiştir artık. Daha kolay mutlu olur, daha kolay hoşnut oluruz. Pek ender rastlanan aşk, bir mucize olur o zaman, bir armağan, bir oyuncak olur. Aşk, canı istediği zaman yağabin altından bir yağmurdur, açık tuttuğumuz avuçlarımıza düşünce pırıltısına,
Kadınlara MahsusMarilyn French · E Yayınları · 198333 okunma
Kendime Notlar (inceleme değil)
7/10
·202 syf.·
2025 19. kitabı
Çok kasvet, depresif bir havaya soktu beni öyküler. ‘Babama Mektup’ ve ‘Demiryolu Hikayecileri’ en sevdiklerim. Toplumla uyum sağlayamayan, başkaldıran ve yenilen kahramanlar, acımasız yaşam oyununu yitiren küçük insanlar. Bu kişilerin öyküleri trajiktir, dramatiktir. Yaşamda dikiş tutturamayan sekiz kişinin, dikiş tutturamayan yaşamın öyküleri bunlar.(Önsöz)
Korkuyu BeklerkenOğuz Atay · İletişim Yayıncılık · 202233,4bin okunma