Bütün ortaklıklarımı yakıyorum... Ortak olduğum her sey utandırıyor beni.
Turgenyev'i okumuyorsunuz, Lermontov'u okumuyorsunuz, Refit Halit'i, Halit Ziya'yı, Ece Ayhan'ı, ismet Özel'i, Nâzim'ı, Necip Fazıl'ı, Fazıl Hüsnü'yü, Mallarmé’yi, Poe' yu, Dickens'ı okumuyorsunuz.
Neden sizinle ortak olacağız.
Dinimizden ve ırkımızdan dolayı mı?
Aynı dinden ve aynı ırktan olduğumuz için mi başka dinden ve başka ırktan olanları öldüreceğiz?
Ben ırkımı ve dinimi artık kitaplardan ve yazarlardan seçiyorum.
Irkdaşlarımla dindaşlarımı da aynı kitaplarla aynı yazarları sevenlerden.
Sevmek mi daha bağımlı kılar insanı, sevilmek mi?
Acı sevmekte mi gizlidir, yoksa sevilmekte mi?
Ya mutluluk hangisinde bulunur, sevmekte mi sevilmekte mi?
Ve şu korkunç ve tehditkậr cümle her köşebaşında onları bekler.
"Bir insanda sevdiğimiz ne varsa, onun sevmediğimiz yanlarından beslenir."
Lamalar binlerce yıl önce, yaşamın anlaşılmaz gözleriyle ilgili tüm yanıtların kendi içlerinde olduğunu keşfetmişlerdir. Bir araya gelip yaşamlarımızı yaratan her şeyin insanın içinden kaynaklandığını fark etmişlerdir. Batılı insan bunu anlayamamıştır. Batılı insan, yaşamlarımızın, maddi dünyanın denetlenemez güçleri tarafından biçimlendiğine inanır. Örneğin; batılıların çoğu doğa kanunlarına göre bedenimizin büyüyüp ardından da yaşlanmak zorunda olduğunu düşünür. Lamalar ise kendi içlerine bakarak bunun yalnızca bir yanılsama olduğunu anlamışlardır.