İbn Abbas (r.a.)'dan, Hz. Rasûlüllah (s.a.v.):
"Ümmetimin fesada uğradığı zaman sünnetime sımsıkı sarılan kimse için yüz şehid sevabı vardır" buyurdu.
Hz. Enes (r.a.)'den, Hz. Rasûlullah (s.a.v.):
"Sünnetimden yüz çeviren kimse benim ümmetimden değildir" buyurdu.
Hz. Enes (r.a.)'den, Hz. Peygamber (s.a.v.):
"Sünnetimi yaşatan kimse şüphesiz beni sevmiş demektir. Beni seven ise Cennette benimle beraber olur" buyurdu.
Kendine biçilen hayattan memnun değil ki, kocasından memnun olsun. İnsan içinde neyi taşırsa dışarıya da onu sızdırır. Kadının içinde sadece memnuniyetsizliğinin karanlığı var. Kadının tek bildiği eleştirmek, kusur bulmak. Daha da acısı, kendi mutsuz ve huzursuzsa, başkaları da mutsuz ve huzursuz olmalı.
Ne zaman nefsimden "Bunu nasıl öngöremedim, düşünemedim," şeklinde bir hayıflanma, sızlanma yükselse, Hz. Yakup'a sorulan, "Niçin Mısır'dan gelen gömleğinin kokusunu işittin de, yakınında bulunan Kenan kuyusundaki Yusuf'u görmedin?" sorusu aklıma gelir de cevabıyla teselli bulurum: "Bizim hâlimiz şimşekler gibidir; bazen görünür, bazen saklanır. Bazı vakit olur ki, en yüksek mevkide oturup her tarafı görüyor gibi oluruz. Bazı vakitte de ayağımızın üstünü göremiyoruz."