Meral Rahmet Adıgüzel

Yaratıcıymış gibi davranıp hududları aşmak; insanı, hayvanı, doğayı umarsızca kobay haline getirmek ifsadın ta kendisi değil midir? Akl-ı selim bir şekilde düşünelim... Bir bebeğin göz rengini, boyunu, zeka seviyesini ya da hastalık riskini anne karnındayken "kurgulamak" bilim olabilir mi? Bu asla bir "tıp mucizesi" olamaz. Olsa olsa yarını meçhul bir insan fabrikasyon merkezi olur.
Reklam
Josef Stalin Rusya'da bun­dan tam 105 yıl önce "maymun ve insandan süper asker yaratma" deneyi için kolları kollarını sıvamıştı. Stalin bir goril kadar güçlü, kaslı, insan kapasitesinin çok daha üzerinde dayanıklı, saldırgan ama bir hayvan gibi sorgulamadan itaat eden, sadık, duygusuz askerler istiyordu!
Yunus Suresi 6.Ayet
Gece ve gündüzün değişmesinde (uzayıp kısalmasında), Allah'ın göklerde ve yerde yarattığı şeylerde, günahlardan sakınan (Allah'tan korkan) bir toplum için nice deliller vardır!
Ben (İbn Acîbe) derim ki: Ruh, ancak bu beden harap olduktan sonra asıl vatanına döner ve Rabb'inin huzuruna ulaşır. Ruh, manevi temizliği kemale erince, beşerî kusurlardan arınınca ve maddi âlemin engellerinden kurtulunca, beden ayakta durmakla birlikte ruh aslına döner ve Rabb'inin huzuruna ulaşır. O zaman ruh, cismanî âlemde yerinde durmakla birlikte ruhanî âlemle irtibat kurar, ilâhî huzura ulaşır. Bu, tahkik ehlince bilinen ve kabul edilen bir durumdur. En doğrusunu Allah Teâlâ bilir.
YUNUS SURESİ 3.AYET
Âyet şöyle devam ediyor: "Onun izni olmadan hiç kimse şefaatçi olamaz." O'nun izni olmadan kimsenin şefaati kabul edilmez. Bu âyet, Allah'ın azametini ve celâlinin yüceliğini tasdik etmektedir ve aynı zamanda taptıkları putların Allah katında kendilerine şefaat edeceğini zanneden kimselere bir cevap vermektedir. Bu âyette, peygamberler, veliler ve müttaki âlimler gibi, kendilerine izin verilenlerin şefaat edeceğine dair bir delil vardır.
Reklam