Meral Rahmet Adıgüzel

Bilgi çoğaldı, idrak küçüldü.
Küresel laboratuvarlarda hayatın genetiğiyle oynarken, toplumların bilincini de aynı soğukkanlılıkla mühendislik masasına yatırdılar. Artık tohumlar kısır, bedenler laboratuvar ürünü, zi­hinler ise yönlendirilebilir birer veri tabanına dönüştü. Ruhun bu kadar sistematik bir biçimde öldürüldüğü baş­ka bir çağ olmadı kainatta. Evet. İnsanın ilahi fıtratına karşı açılmış bu biyopolitik savaş, çağımızın en büyük soykırımıdır: Ruhun soykırımı.
Reklam
%21 (100/469 syf.)
Yağmur İbiç
9.5/10 · 162 okunma
Kendini sevmek, iyi bir arkadaşla vakit geçirmek gibidir
Kendini sevmek, iyi bir arkadaşla vakit geçirmek gibidir. Kendini sevenler yalnızlıkla baş etmekte zorlanmazlar ve hatta yalnız seyahat etmekten keyif bile alırlar. Aynaya her baktıklarında kendi seslerinin güven verdiğini hissederler. Kendilerini sakinleştirebilir ve cesaretlendirebilirler. Yaptıkları eylemleri kafalarında tekrar tekrar gözden geçirmezler ve davranışlarının başkaları tarafından nasıl yanlış yorumlanabileceği konusunda endişelenmezler.
Tevbe Suresi 122. Âyetin Tasavvufî İşaretleri
Vertecübi (Rûzbihan-ı Bakli), "İçlerinden biri grup dinde fakih olmaları için geride kalmalı "Ayetinin tefsirinde demiştir ki: Mürtaiş şöyle dedi: "Seyahat ve seferler iki kısımdır: Bir seyahat, dinin hükümlerini ve şeriatın esaslarını öğrenmek için yapılır. Diğer seyahat ise kulluğun edeplerini öğrenmek ve nefsi terbiye etmek için yapılır. Dinin hükümlerini öğrenmekten dönen kimse, halkı, dili ile Rabb'ine davet eder. Edep ve nefsi terbiye seyahatinden dönen kimse ise halkın içinde durur, güzel ahlâkı ve hali ile onları hidayet yoluna yönlendirir. Asıl seyahat, Hakk'a yapılan seyahattir. Bu seyahat, Hak ehlini (arifleri) görmek ve onların edebiyle edeplenmek için gerçekleşir. Bu öyle bir seyahattir ki onun bereketi bütün belde ve insanlara yayılır."
İmam Gazâlî (rahmetullahi aleyh] İhya'da demiştir ki: "Dinde fakih olmak, yüce Allah'ın celâl ve azametini idrak ederek ilmi Allah'tan alıp anlamaktır. Bu öyle bir ilimdir ki peşinden ilâhî korku, haşyet, heybet ve huşû getirir; kulu takvaya sevkeder. Ayetin vermek istediği mana budur. Allah Teâlâ'nın korkutan ve ümit veren sıfatlarını yakînen tanımakla insanları uyarma gerçekleşir. Yoksa bu iş, fıkıh usulünde tarif edilen fıkıhla olmaz."
Reklam