Sıdk (doğruluk), iki yanı keskin bir kılıç gibidir; hangi şeyin üzerine konursa onu keser atar (sadık olan kimse her işinde hayırlı sonuç alır). Sözde olan doğruluk, dili yalandan korumak, ölüme de götürse doğruluktan ayrılmamaktır. Fiillerde doğruluk, yaptığı ibadetlerini gösterişten korumak ve ona karşı dünyevî bir karşılık beklemekten uzak durmaktır. Manevi hallerde doğruluk, sahip olduğu manevi hali, şöhret peşinde koşmak, bir makam elde etmek, keramet göstermek veya bunların dışında basit maksatlarını gerçekleştirmek gibi bozuk niyetten korumaktır.
İmam Gazâlî (rahmetullahi aleyh), ihya'da zikrin faziletini anlatığı bölümde der ki:
"Zikir, ünsiyet ve ilâhî muhabbeti temin eder. Kalpte Allah ile ünsiyet (huzur ve muhabbet) gerçekleşince, kul, Allah'ın dışındaki şeylerden kesilir. Allah'tan gayri olan şeyler, kulu ölüm anında terkeder. Kul ile beraber kabirde hiçbir aile, mal, evlat ve dostluk kalmaz; ancak Allah'ın zikri kalır. Kulun ünsiyeti zikir ile olunca, kabirde onunla keyif eder; kendisini zikirden alıkoyan şeylerin kesilmesiyle birlikte, hakiki lezzete erer; çünkü onun hayatta zaruri ihtiyaçlarla meşgul olması, kendisini zikirden alıkoyuyordu. Ölümden sonra böyle bir engel kalmaz. Ölümle, yüce sevgilisiyle arasında hiçbir perde ve engel kalmamış olur. O zaman kulun zikre rağbeti büyük olur, artık kul, kendisini huzur bulduğu zikirden alıkoyan dünya hapishanesinden kurtulmuştur."
Kim amellerini ve hallerini takva ve Allah rızası üzere kurmak istiyorsa onu ihlās, güzel niyet ve Hz. Muhammed'in [sallallahu aleyhi vesellem) sünneti üzere kursun; böyle yaparsa o hiçbir zaman yıkılmaz. Kim amel ve halini yıkılmak üzere olan bir çukurun kenarına kurmak istiyorsa onları gösteriş ve yaptığını halka duyurmak için, kerametlere ulaşma niyeti ve maddi çıkar elde etme hedefiyle yapsın. Şüphesiz bu şekilde yapılan ameller süratle yıkılır, devam etmez.
Kısaca, Allah için olan her şey devam eder ve kulu Allah'a götürür. Allah rızasının dışında yapılan her şey de kesilir, dağılır, sahibine fayda vermez. Hayırlı işlerde muvaffak olmak ancak yüce Allah'ın yardımıyla mümkündür.
Müminler üç kısımdır: Sâbikûn (hayırda önde olanlar), durumu karışık olanlar, sürekli isyana dalanlar.
Sâbikūn, kurtulmuştur. Durumu karışık olanlar Allah'ın rahmetine ümit bağlamışlardır. Sürekli isyana dalanlar ise helâk olmuştur. Ancak tövbe edip salih amel edenler kurtulur.