Zaman geçince bazı yaşanmışlıkların unutulduğunu sanıyoruz, öyle olmuyor; vucudumuzda saklanan belalı, sinsi bir virüs gibi zayıf anlarımızı kolluyorlar, fırsatını bulunca her şeyin acısını çıkarmak istercesine merhametsizce saldırıyorlar. Hiçbir şeyin geçtiği yok; geçen sadece son ödeme günleri, banka sıraları, ilaçların son kullanım tarihleri, yiyecek içeceklerin marketlerdeki raf ömürleri ve öyle şeyler. Aslında sadece ömrümüz.
Yaşlıların biraz saygıya hakları var sanırım. Ve bir huzur evinde olmak, saygının sonudur. Oraya gitmek şu anlama gelir: “Ben bittim, artık bir hiçim. Ben dahil herkes tek bir şeyi bekliyor. Ölümü.”