Bir sıkı yönetim tarafından kitapların yakıldığı, bilginin bastırıldığı, bilgi ve birikim sahibi bireylerin hapsedildiği veya öldürüldüğü bir dünyayı anlatan kitabın yazarının kendi eserinden “10 kuruşluk roman” diye bahsetmesi küçük bir espri olsa da çok dikkatimi çekmişti. Aynı zamanda bana şunu da hatırlatmıştı: ister bir daktilonun yarım saatlik ücreti, isterse de siyasi bir baskı olsun; sınırlar, iz bırakacak bir sanat eserinin meydana gelmesini engellemek için yeterli değildirler. O sınırlar, sanatçının üslubu, hatta zaman zaman kimliği olurlar ve ona ve eserine güç katarlar olsa olsa.