Örümcekler ise karıncalara göre
daha soğuk yaratıklar. Pek hareket ettikleri yok. "Günaydın," diyorsun mesela, adam iplemiyor bile. Yani ipliyor da, iplerini hep ağ örmek için kullanıyor.
"Ji nava teqreqan cihên ku tu guhé xwe ji bo peydakirina dengekî bel dike ye xurbet.
" Tıkırtıların içinden bir ses bulmak için kulak kabarttigin yerlerdir gurbet..."
Mehmet Said Aydın
Selahattin Demirtaş siyasi kimligine siginarak yazmaya tevessül etmemiş. Edebi yönüde siyasi yönü kadar başarili ve samimi. Büyük bir haksizlikla, haksiz yere Içerde tutulmasina ragmen, siyasi bagnazliktan uzak, politik fanatizme düşmemiş, insan tarafi agir basan bir kaleme sahip. Ona oynanan politik oyunlari yakinen takip ettigimden, buna ragmen bu kadar sakin yazmasina hem şaşiriyor hem kiziyorum. Devran'I ölüme gönderen savci Salim beyin agirlanmasinda (biz kürtler misafire 3 güne kadar nerden geldigi nereye gittigi sorulmaz) Bu gelenegten heraketle ogullarinin infaz savcisini misafir gibi agirlar yasli kari koca. Hicabindan konuya giremiyen eski savci, vicdan azabindan Arabasini ölüme sürüyor. Demirtaş kendi vicdani in saglamligina güvendigi icin, bazi devlet yetkililerininde vicdan mühasebesi yapmalarini arzu ediyor Devran da. Yillar evvel Mehmet Agar bir kizini hastalik yüzünden topraga verdiginde, bir vicdan mühasebesi yapar diye ümit etmiştim onu aglar görünce. Nafile. Demirtaş samimiyetiyle, dürüstlügüyle bu ülke ye 10 numara büyük geliyor. Demirtaş halktan biri ayaklarina yatmiyor, ruhuyla, özüyle halktan biri. Diyarbakir baglar dörtyolda sabahin 5 in de iş bulmak amaciyla giden işçileri kaç siyasetçi bilir? Taş ocagi patronlarinin nasil devlet adamlariyla işi götürdüklerini ve köylülerin magduriyetini, fabrikada işten atilan işçileri, genç işsizleri, ögrencileri, kadinlari ve çoçuklari seven-savunan yazan temiz bir kalem.
SİZİ SEVMİYORUM
Sesimden arındım ve ufku
Bir harmani gibi giyindim
Kahraman bir korkaktım
Kavmimin kadim tarihinde
Ki onlar için umutsuzluk
Kendim için haramiydim
Böyle bilindiydi bu hikâye
Yarından bugüne kaldıydı
Tersine akan bir ırmaktım
Sözün şaşkın serinliğinde
Kendi deltasında boğulandım
Ve sizi sevmiyorum ey kavmim
Yakın beni rüzgârın ıslığa
Islığın hükme döndüğü yerde
Derim ki ey kavmim, zulmünüz
Payidar, yurdunuz çığlığımdı
Ki hükmümü kendim veriyorum
Yakın beni sesim sorulara dönmeden
Küllerimin altında kalacak
Mutluluk sandığınız ne varsa
Böyle yaşandıydı bir ömür ve söz
Giyotindi sözün belleğinde
AHMET TELLİ