Muhammet slm

Muhammet slm
@Merdumgiriddd
Suskun dururum birazda ölü...
MEMUR
https://1000kitap.com/yazar/necip-fazil-kisakurek
OSMANİYE
OSMANİYE, 1 Ocak 1993
244 okur puanı
Mart 2022 tarihinde katıldı
Fairuzz
Fairuz, asıl adiyla Nouhad Haddad, 21 Kasım 1934'te Lübnan'in Beyrut kentinde doğdu. Babası mardinli süryani, annesi Lübnanlıydı. Ailesi maddi olarak zor şartlarda yaşıyordu. Müziğe küçük yaşta ilgi gösterdi ve Lübnan Ulusal Radyosu'nda koro şarkicısı olarak çalışmaya başladı. Burada besteci Assi Rahbani ile tanıştı. Daha sonra Mansour Rahbani ile birlikte çalişmaya başladı. Bu üçlü, Arap müziğinde uzun yıllar sürecek bir ortaklik kurdu. Fairuz, 1950'li yillardan itibaren solo kariyerine adım attı. Rahbani Kardeşler ile birlikte çok sayıda şarkı ve müzikal tiyatro eseri seslendirdi. Bu eserler Lübnan, Suriye ve diğer Arap ülkelerinde sahnelendi. 1960'lar ve 1970'lerde Fairuz, Arap dünyasında geniş kitleler tarafından taninan bir sanatçı hâline geldi. Şarkıları radyo ve televizyonlarda düzenli olarak yayınlandi...
Alıntı
Reklam
Alıntı
Emel Mathlouthi, bu eseri Tunus'taki devrim sürecinin ardından, büyük umutlarin yerini hayal kırıklığına ve modern dünyanın ruhsuzluġuna biraktiğı bir dönemde kaleme almiştır. Şarkının "dünyanın binaların yükseldiği bir yer olmasıyla" başlaması, insanın doğadan ve samimiyetten kopup beton yIğınları arasıinda kimliksizleşmesini simgeler; yani aslında grileşen dünyaya inat, içimizdeki son "hayal" kirintısını koruma çabasıdır.
Alıntı
Bu Şarkı
İlk bakışta bir doğa güzellemesi gibi görünse de aslında Misırlı şair Abdurrahman el-Abnudi'nin insan ilişkilerindeki vefasızlığa karşı yazdığı bir sIğınma manifestosu. Şair, insanlarin değişken ve bazen kiricı doğasindan yorulduğu bir dönemde yüzünü denize, güneşe ve yollara döner; çünkü ona göre deniz ihanet etmez, güneş her sabah aynı sadakatle doğar ve yollar insanı hep yeni bir umuda götürü. Bu eser sadece sözleriyle değil, besteci Hani Shenouda'nın o dönem Arap müziğine getirdiği batılı tinılar ve sentez altyapıyla da bir devrim niteliğindedir. Nagat El-Saghira'nın ipeksi sesiyle birleştiğinde ise ortaya romantik bir şarkıdan ziyade, hayal kırıklığına uğramış bir ruhun huzuru doğanın değişmezliğinde bulma hikayesi çıkar. Modern bir klasik, zamansız bir kaçış öyküsü...
Alıntı
filozof
Filozofun biri, çölde, devesine iki hurç yüklemiş bir Bedevi’ye rastlar. Selâm sabahtan sonra hurçlarında ne var diye sorar. Bedevi, hurcun birinde buğday, öbüründe kum diye cevap verir. Filozof, buğdayı yarı yarıya iki hurca koysaydın hem devenin yükü hafiflerdi, hem tez giderdin der. Bedevi, a hikmet sahibi der, sen padişah mısın, vezir mi? Filozof, ikisi de değilim deyince Bedevi, öyleyse der, bu akılla kim bilir ne kadar malın mülkün vardır. Filozof, hiçbir şeyim yok deyince de, uzaklaş benden der, sana fayda etmeyen bilgi, bana hiç etmez. Koy, ben gene çuvalın birine buğday yükleyeyim, öbürüne kum ...
Alıntı
Bilgi
Mevlânâ, bilgiyi de insana faydalı olmak için bir vasıta olarak kabul eder; onca bilgi gaye değildir. Hiçbir bilgin kendi bilgisine güvenemez ve yalnız o bilgi de insana yeter değildir... Bir gramer bilgini gemiye binmiştir, bir yere gitmektedir, gemide gezinirken kaptana sorar: Gramer bilir misin sen? Kaptan, hayır der. Bilgin, eyvah der yazık, gitti ömrünün yarısı, derken hava patlar, deniz coşar. Gemi, koca denizde batıp çıkmaya başlar. Bilgine içerlemiş olan kaptan, hemen yanına gider, sen yüzme bilir misin diye sorar. Hayır der bilgin. Kaptan, eyvah der, yazık, gitti ömrünün hepsi...
Alıntı
Reklam