Türk tarihinin en kıymetli şahsiyetlerinden ve en büyük mareşallerinden biri hiç şüphesiz IV.Murat'tır. Yaşadığı dönem koşullarını göz önüne aldığımda benim içinde cidden çok ayrı bir yere sahip. Kendisinden önce gelen beş padişahın ve yönetici kadrolarının çeşitli sebeplerden dolayı devleti zaafa uğratan uygulamalarının tüm olumsuz bakiyesi Murat Han'ın üzerine miras kalıyor. Üstüne üstlük olağanüstü bir dönemde, olağanüstü şartlar içinde tahta geçiyor. Tahta oturduğunda sadece 11 yaşındadır ve henüz sünnet bile olmamıştır.
İmparatorluğun her yerinde huzursuzluklar, dumanı tüten isyanlar vardır. Sipahiler, Yeniçeriler ve bunların komutanları olan Ocak Ağaları devlet yönetimindeki kargaşa ortamından faydalanarak zorbalıklar yapıyor, halka sıkıntılar veriyor, padişah otoritesini tanımıyorlardı. Hazinesi boşalan, kaos denizinin karanlık ve bulanık sularında pusulasını yitirmiş bir kadırga gibi meçhule sürüklenen imparatorluğu birde Bağdat'ın Safevilerce (İran) işgal edilmesinin kahredici buhranı sarar.
Aslında çok şey yazmak istiyorum ama kısaca anlatmak gerekirse. Murat han, yönetime 9 sene boyunca annesi Kösem Sultan ve ekibinin vekalet ettiği sırada devletin ve asilerin adeta röntgenini çekmiş, haklanması gereken isimleri tek tek not etmiş, kangren olmuş meseleler üzerinde düşünmüştür.
20 yaşına geldiğinde ise amansız demir yumruğunu vurarak yönetimi tam manasıyla ele almış ve en önce zorba yeniçeri ve sipahileri ile onların ağalarını idam ettirmiş; yolsuzlukları, rüşveti, suistimalleri ortadan kaldırıp, liyakatsiz görevlileri def etmiş, bozulan tımar sistemini yeniden düzene koyarak hazineyi ağzına kadar doldurmuştur. Devlet yönetimindeki ikiliğe ve fitneye tahammülü olmayan Murat Han, bu uğurdu "Şeyhülislam" dahil bir çok paşayı, isyancıyı hatta ilmiye sınıfından