Dünyanın en mühim roman karakteri Doktor Bernard Rieux’dür. Doktor, hayatın absürt olduğu fikrindeydi. Gene de vebalı hastaları tedavi ediyordu. Şifa bulanlar da nihayetinde ölmeyecek mi? Evet fakat ruhun derinliklerinden gelen sezgisel, cılız bir sinyali umut addetti. Kurumsal dine inanmıyordu. Gelgelelim, Rahip Paneloux’nun duasına katıldı. Tanrının terkettiği merkezde insan kalakalmıştı. Anlıyorsunuz ya komiser, Tanrı’yı önemsemek, dinsizlerin payına düştü. Kurumsal din ‘emin’ bir alan olsa ‘dinsiz’ kelimesinde nefret değil şefkat ve hüzün tınlardı; ‘evsiz, yurtsuz, mülksüz’ gibi yani.
“Kimi antropologlara göre, tek Tanrı anlayışı, sosyal sınıflarla birlikte doğdu” diyor. “İnsanlar arasındaki eşitsizlik belirginleşince, zengin ile fakirin tek merkezden yönetilmesi elzem hale geldi. Böylece doğadaki güçlere karşı körleştik.”
Şirketler dikkat ve zaman alıp kolaylık ve hız satıyorlar. Yani duygu ve düşüncelerinizi sömürüp ömrünüzü heba ederken, budalalığınızla gurur duyup kişisel felaketinizi kutlamanızı sağlıyorlar…