Merf

Merf
Yaşarken anlaşılmaya mecburum!
78 okur puanı
Mayıs 2022 tarihinde katıldı
Puan vermedi·300 syf.··
2025 3. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2025 23:51
Demek ki neymiş, her tavsiyeye uymayacakmışsın. Buket Uzuner’in ilk okuduğum kitabıydı. Yazarı bu kitabıyla tanımam hiç iyi olmadı. Oysa çok övgüler almıştım. Yani haddime değil belki bu şekilde eleştirmek ama beğenmedim. Öncelikle çok amatörce yazılmış gibi gerçekten okumakta ısrar ettim, zorlandım neyse ki bitirdim. Dili sade ama baştan sona tek düze bir anlatım var. Kurguyu, olayları, karakterleri asla bağdaştıramadım birbirine bağlayamadım, çok dağınık. Kitabın mizah dolu olduğu söyleniyor fakat mizahın kırıntısı yok. Evet romanlarda ayrıntı severiz ama çok gereksiz detaylar var ve çok sıkıyor. Dahası kitap 80’li yıllarda geçiyor fakat anlattığı Türk aile yapısı ve yaşam tarzı günümüz Türkiye’sinde bile yoktur. Çarpık ilişkilere dikkat çekilmek istenmiş ama aynı zamanda normalleştirilmiş. Bu ne yaman çelişki? Karakterlerin sürekli intiharlardan bahsetmesinin derinlik kattığı düşüncesi bence tamamen yanılsama. Kendini bunalıma iten, depresyona sürükleyen, intihar etmek için bahaneler sunan bir karakter ne kadar etkileyici olabilir? Hadi diyorsun sonu iyi olsun, ordan kurtarsın ama yok, sonu da saçma. Sonu olayları çözüme kavuşturuyor gibi bir izlenim yaratıyor ama en sonunda yine kördüğüm ve yine hüsran. Tek artısı alıntı yapabilecek bazı güzel cümleler vardı o kadar. Kısacası üzdü..
1000Kitap
İki Yeşil SusamuruBuket Uzuner · Everest Yayınları · 20256,8bin okunma
Reklam
Puan vermedi·148 syf.··
2024 20. kitabı
“Siddhartha, benim gözümde, Kutsal Kitap’tan kat kat üstün bir ilaçtır..” Henry Miller’a bu sözleri söyleten bir kitap, bir arayış romanı. Gerçeğe ulaşma, huzura kavuşma yolculuğu. Siddhartha’nın kendi Ben’ini bulma yolunda bir arayış. Ama aramakla bulamayacağını anlar. Aradığı kendi içindedir. “Bir kimse arıyorsa, gözü aradığı şeyden başkasını görmez çokluk, bir türlü bulmayı beceremez, çünkü aklı fikri aradığı şeydedir hep, çünkü bir amacı vardır, çünkü bu amacın büyüsüne kapılmıştır. Aramak, bir amacı olmak demektir. Bulmaksa özgür olmak, dışa açık bulunmak, hiç bir amacı olmamak.” (Sayfa137) Siddhartha insanın kendi Ben’i bulmanın kendi özünü bilmesi ve anlaması gerektiğine inanır. Kendi özünü bulmak, en nihayetinde bir insan olduğu için insana dair bütün zevkleri, hazları tatmak, bütün duyguları yaşamaktır. Bir günahı öğrenecekse önce onu yaşaması gerekir. “Bilinmesi gereken şeyleri insanın kendisi tatması iyidir” (Sayfa 99) “Yeniden yaşayabilmem için günah işlemem gerekiyordu.”(Sayfa 98) Kitapta çoğunlukla Budizm felsefesi işlenir ama bunun yanında varoluş felsefesinden, bilgi felsefesinden tutun da zaman felsefesine hatta doğada gördüğü bir taşın bile felsefesini işler ve yorumlar. Aslında bunların hepsi Hermann Hesse’nin kendi felsefesidir. Bir de “Irmak” metaforu kullanılmıştır. Burada ırmak aslında insanın kendi iç sesi kendi vicdanının sesidir. Bu ses bazen bir tanrı sesi bazen Bilge Buddha öğretisi, bazen ‘Çocuk İnsan’ diye tanımladığı insanın sesi olurken bazen de kendi özü, kendi içindeki iç hesaplaşmasının sesiydi. “O zamana kadar bütün bu sesleri sık sık işitmişti, ırmağın çıkardığı bu pek çok sesi; ama sesler bugün bir başka türlü yankılanıyordu. Pek çok ses birbirinden ayırt edemiyordu artık, neşelileri gözü yaşlılardan, çocuksuları
Edebiyat
SiddharthaHermann Hesse · Can Yayınları · 202447bin okunma
İki ayrı ruh, ah yaşar göğsümde!
Puan vermedi·210 syf.··
2023 24. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 04 Kasım 2023 15:00
3 farklı anlatıcı ile anlatılmış, akıcı dili ve çok iyi bir çeviri olmasına rağmen bir çırpıda okunmayan ya da okunamayan yoğun ve doyurucu bir kitap. Her cümlesinden çıkarılabilecek derin felsefik anlamlar olduğu için bazı kısımları defalarca okudum. Kendini bu dünyadan bağımsız, zamanın dışında gören, kimlik karmaşası yaşayan, kendini ararken toplumla çatışan Harry’nin mücadelesi. Harry modern toplumu, modern bireyleri eleştiren bunları eleştirirken birey ve toplum üzerine derin tespitler ve analizler yapan çift karakterli bir kişilik. “Bizim bozkırkurdu’nda öyle bir durum söz konusuydu ki, duyguları tüm karma yaratıklarda görüldüğü gibi kimi zaman kurt, kimi zaman insan duygularıydı”(S.41) “Harry kendi içinde bir “insan” bulur, düşüncelerden, duygulardan, uygarlıktan, dizginlenmiş ve yüceltilmiş doğadan kurulup çatılmış bir dünyadır bu; ayrıca, bir “kurt” bulur içinde, içgüdülerden vahşilikten, acımasızlıktan, yüceltilmemiş, yontulmamış doğadan bir dünya bulur” (S.54) Harry’nin bir kişiliği, burjuvazi yaşamından kopamayan, toplumun değer yargılarını kabul eden ve insani özellikler taşıyan bir karakter olurken, diğer kişiliği tüm vahşiliğiyle burjuvazi düzlemi karşı çıkarak eleştiren ve böyle bir düzlemde yaşayışını ve varoluşunu sorgulayan bir karakterdir. “ Buda’yı anlayacak yetenekteki birinin, insan olmanın cennet ve cehennemleri konusunda bilgi sahibi bir kişinin, sağduyunun, demokrasinin ve burjuva kültürünün egemen olduğu bir dünyada aslında yaşamaması gerekir, yaşıyorsa ödlekliğindendir yalnız.’ (S.60) Aynı zamanda bu karakterler kendi içinde devamlı çatışır. “Ne var ki, kurt gibi duyup hissederek yaşadığında içindeki insan hep pusuya yatıp kurdun davranışlarını izliyor, değerlendirip yargılıyordu. İnsan gibi yaşadığı zamanlarda da kurt ona aynı şeyi
Edebiyat
BozkırkurduHermann Hesse · Yapı Kredi Yayınları · 20229,6bin okunma
Puan vermedi·232 syf.··
2023 10. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 29 Mart 2023 01:43
“Haydi biraz cesaret Drogo, bu senin son kağıdın, ölümün karşısına bir asker gibi çık ki, hiç olmazsa kandırılmış yaşamın güzel bitsin. Yazgıdan intikamını al, kimse sana kahraman ya da buna benzer bir şey demeyecek ama işte tam da bunun için yapmaya değer. Gölgenin sınırını, resmî geçitteymiş gibi dimdik, kararlı bir adımla aş, hatta becerebilirsen gülümse. Sonuçta vicdanın çok rahatsız değil ve Tanrı seni affedecektir.” Umut etmek, beklemek.. Bunlar eylem olmaktan çıkıp bir olguya dönüşmüştür artık. Teğmen Drogo kısa süreceğine inandığı bir görev için gittiği Bastiani Kalesi’nde umut içinde bir ömür geçirir. Burada yalnızlığı iliklerine kadar hisseder. Hep geri dönmek ister ama bir türlü adım atacak cesareti gösteremez. Kurgu o kadar iyi ki, sıkıcı ve durağan bir süreci anlatmasına rağmen her an bir şey olacakmış gibi insanı merak ve beklenti içine sürüklüyor. Burada simgesel olarak kullanılan Bastiani Kalesi aslında Drogo’nun kendi iç dünyası, oradaki saplantıları ve kendine çizdiği sınırlarıdır. Bir türlü cesaret edip kendi sınırlarını aşamaz. Drogo’nun asıl beklediği düşman değildir. Drogo kahraman olmayı bekler. Düşmanlarla gerçek bir asker gibi savaşıp sonrasında da kahramanca anılmayı bekler. Bu çaresizce bekleyişi bütün hayatına sirayet eder. Tatar Çölü ise benimsemiş olduğu kendi dramatik yaşamıdır. Akıcı dili, ifade yeteneği ve harikulade betimlemeleri ile bir çırpıda okunan bir kitap. En nihayetinde hepimiz Drogo değil miyiz? Hepimizin içinde hapsolduğu bir Bastiani Kalesi yok mu? Hepimiz çaresizce, Tatar Çölü’nden gelecek, hayatımızı değiştireceğine inandığımız birilerini ya da bir şeyleri beklemiyor muyuz?
Edebiyat
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,8bin okunma
Puan vermedi·90 syf.··
2023 16. kitabı
Victor Hugo Yaşadığı dönemin Fransa’sında idam cezalarına karşı tepkisini bu eseriyle ortaya koymuş hatta sonrasında yapılacak olan bütün eleştirilere karşı almış olduğu cesareti de göstermiştir. Zira değil o dönemde böyle bir kitap yazmak, böyle bir fikri açıkça beyan etmek bile cesaret işiydi. Bir kıyaslama değil elbette ama kitap bana biraz Stefan Zweig Satranç kitabını anımsattı. İki kitapta da mahkumun yaşadığı korku, çaresizlik, bekleyiş ve bütün duygu durumları kelimelere o kadar iyi dökülmüş ki hayran kalmamak elde değil. Bu insanlar işte bu yüzden yazar olmuşlar diyorum. Müthiş bir anlatma ve yazma becerisiyle yazılmış bu kitap bittiğinde, sanki gerçeğe çok yakın bir kabustan kan ter içinde uyanmış gibi oluyorsunuz.
1000Kitap
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,4bin okunma