“Değil mi ki ezel gününde bütün aşıklar ‘Evet!’ cevabını ‘Belâ!’ diyerek dillendirmişlerdi, şimdi elbette belâlar ile sınanacak, aşklarını bir gömlek daha yükseltebilmek için kalplerini kor alevlerde yakacaklardı.”
“Bir falçata yahut bir iğne, burada güzellikler yaratırken, orada acı veriyordu. Burada bıçaklar güzelliği traş ediyor, orada güzel boyunlardan kan akıtıyordu. Orada aynı çengelleri kullananlara cellât, burada sanatçı deniyordu. İnsanın bir niyet ve düşünce ile anlam kazandığını düşündüm. Demek ki insanlar niyetlerine göre iyi veya kötü, güzel veya çirkin olabiliyorlar, eşyaya bakış açıları da buna göre oluşuyordu.”