|
Evet, o devrin gerçek Arabı herşeyi teshir etmiş, tam bir madde hâkimiyeti kurmuştur. Hadisata, derinliğine genişliğine her türlü nüfuzla bakmıştır.
Ve içli dışlı dünya görüşünü, bugünkü dayanaksız şekillerde değil, İslâm'a bağlı, en kemalli şekilde tespit ve tanzim etmiştir. Bu vecd ve aşk devridir.
|
Emevilikte ve Abbasilikte İslâm, bir eserimdeki tâbirimle, her kum tanesinin içine bir Elhamra sarayı yerleştiren bir müsbet bilgiler ve dünya imarı marifetine ulaşmıştır.
Bir soluk, hayat soluğu.. Harun-ür Reşit, o devrin ağaç köklerini yiyen Avrupalılarına meselâ Cermen İmparatoru Şarlman'a on iki kapılı bir saat gönderiyor. Her saat başı içinden bir kukla çıkıp zamanı bildiren bu saate bütün Garp, bugün bizim televizyon, füze karşısındaki hayretimize eş, çenesi düşmüş, bakıyor! Kervanlar geliyor, ipek kumaşlar, fildişi eşyalar, şunlar bunlar.. Bağdad, böyle bir site..
|
Bu zamana kadar bunca eser yazıldı, bunca söz söylendi, bunca medih ve senâ sözleri mü'minler tarafından yükseltildi, ama, dâva derinliğine fethedilemedi. Hazret-i Peygamber'in temsil ettiği dâvanın yalnız inkılâp noktası tüyler ürpertmeye kâfidir.