benden, yani seni herkesten çok sevmiş, ama senin tarafından hiç tanınmamış olandan, hep seni beklemiş, ama senin tarafından hiç çağrılmamış olandan kalan bir miras.
Odanda pek az şey değişmişti, birkaç resim daha vardı, kitaplar fazlalaşmıştı, orada burada birkaç yabancı eşya duruyordu, fakat hepsi de beni aşina bir ifadeyle selamlıyorlardı.
Hayır, hayır, o saniyeler boyunca hem geçmiş zamanı hem de şimdiki zamanı nasıl birlikte yaşadığımı ve her şeyden ama her şeyden önce seni nasıl yaşadığımı anlatmayı asla başaramam.