Aydınlanmacı düşüncenin eşitlik ve evrensellik idealleri ile gerçek hayattaki eşitsizlikleri bağdaştırmak için bedenleri özcü bir yaklaşımla yorumlayan ‘biyolojik kıyaslanamazlık’ ilkesine başvuruldu. Biyolojik özelliklere bireylerin ve grupların konumunu belirleyecek çeşitli vasıflar atfedildi.
Normal koşullarda duygusal olarak gayet olgun davranabilen insanlar, fiziksel ve/veya psikolojik güvenliklerine yönelik tehdit algılarının arttığı durumlarda, kendi bebeklik/çocukluk dönemlerinin arkaik/ilksel hafızasında taşınan bilinçdışı süreçleri, tehdidi savuşturmak uğruna, tekrar etkinleştirebilir ve mutlak iyi-mutlak kötü şablonlarını tekrar devreye sokabilirler.