Kitabımız 16. yüzyılda kısacık bir ömrü olmuş ve kocası tarafından çocuğu olamadığından öldürüldüğü düşünülen 14 yaşındaki bir kız olan Lucrezia'nın hikayesinden ilham alınarak yazılmış. Bundan dolayı bu yapıtı normal bir roman çerçevesinden bakmak mantıksız olur. Maalesef 21 yüzyılda olmamıza rağmen çoğu toplumda kadınlara bakış açısı değişmemiş durumda. Evlen, soyunu devam ettirmek için çocuk yap (özelliklede erkek). Hayatın boyunca hendi hayatını hiçe sayarak çocuklarına ve eşine hizmet et. Hayır deme, yoksa yapılanlardan sen sorumlusun. Ülkemizde hala devam eden bu bakış açısı biz kadınlara baskı yapmakla kalmıyor, ölüme bile sürüklüyor. Kim bilir kaç kadın çocuğu olamadığından hatta erkek çocuğu olamadığından kocaları tarafından darp edilip, öldürülmüştür?
Kitabımıza gelicek olursak İspanyol bir soylu olan Elenora ve evlendikten sonra Toskana Grandüklüğünü almış olan Cosimo'nun 5. çocukları olan Lucrezia diğer 4 kardeşine hiç benzemiyordu. Meraklı, kafasının dikine giden ve inanılmaz bir resim becerisine sahip olması onu kardeşlerinden ayıran başlıca özelliklerinden. Ablası Maria tam evlenicekken ölmesi sonucu 15 yaşında Ferrara Dükü ile evlenmek zorunda kalıyor. Kitapta hem güncel halini hem de çocukluğundan itibaren hayatını okuyoruz. Ana karakterimizin duyguları çok güzel yansıtılmış. Beni çok etkileyen bir kitap oldu herkesin kesinlikle okumasını öneririm.