Kadınlar, onlar için yüzyıllardır kaybolmuş olan şeyleri bizzat oluşturdukları gölgeleri izleyerek tekrar bulabilirler. Guadalupe için bir mum yakın, çünkü bu yitik ve çalınmış hazineler hâlâ gece düşlerimizde, imgesel gündüz düşlerimizde ve eski, çok eski öykülerde, şiirde ve herhangi bir esin anında gölgeler yaratmaktadır. Dünyanın her yanındaki kadınlar –anneniz, benim annem, siz ve ben, kız kardeşiniz, arkadaşınız, kızlarınız, henüz karşılaşılmamış bütün kadın kabileleri–, hepimiz, yitirilen şeyleri, yakında bilinçdışından çıkması gereken şeyleri düşümüzde görürüz. Dünyanın her yanında hepimiz aynı düşleri görürüz. Asla haritadan yoksun değiliz. Asla birbirimizden yoksun değiliz. Düşlerimiz sayesinde birleşiriz.
Biz yas tutarken Vahşi Kadın bize sarılacaktır. O içgüdüsel Benliktir. O, çığlıklarımızı, iniltilerimizi, ölmeden ölme isteklerimizi taşıyabilir. En iyi ilaçları en kötü durumdaki yerlerimize uygular. Kulaklarımıza fısıldar ve mırıldanır. Bizim acımız için acı çeker. Buna katlanır. Kaçmaz. Yara izleri olacaktır, hem de pek çok, ama şunu unutmamak yerinde olur: Gerilebilme gücü ve baskıyı emme yeteneğiyle, yara dokusu deriden daha güçlüdür.