Merhaba, Livaneli benim çok sevdiğim bir yazar ve sanatçı. Bu Zülfü Livaneli okuduğum 4. kitabı oluyor. Kitap Serenad ve Huzursuzluk'a göre çok tahmin edilebilir ve daha basit kaçmış bence ne kadar kötü bir zamandan bahsetse de. Bazı yerlerde duygulanmadım diyemem Sami'nin (ana karakterimiz) yaşadıkları kolay şeyler değil. Ama dediğim gibi sonu tahmin edilebilirdi.
Kitabı 2 farklı gözden okuyoruz. Yazar gözünden ve karakterin kendi gözünden. Şöyle açıklıyayım yazar 1 bölümü anlatıyor sonra karakter yazarın yazdığı bölümü yorumlayarak daha detaya duygularına, geçmişine falan değiniyor. Ben bunu çok sevdim duyguları güzel yansıtıldığını düşünüyorum.
Konusuna gelecek olursak Sami 80 darbesi zamanı ne sağcı ne solcu kendi halinde yaşayan bir gençtir. Ta ki ülkesine katlanamayacak hale getiren o olayı yaşayana kadar. Soluğu İsveç'te bulur. Orada tanıştığı çeşitli ülkelerden gelen mültecilerin yaşamlarını çektikleri zorlukları ve bunların ortak bir görev için toplanmalarını anlatır.
Kendi deyimiyle "iki boksörden birini tutmak zorunda olmadığı" nı anlatmaya çalışıyordu hep. Bütün dünya boksörlere bakmaktan hakemleri, yani oyunun kurallarını kimin koyduğunu unutuyordu.