Muhsin Yazıcıoğlu yaşıyor olsaydı, neler olabilirdi diye düşünmekten kendimi alamadığım bir kitaptı. Kendisini çok severim. Düşünce ve fikirlerini her zaman benimserim. Ülkesini düşünen bir adamdı.
Yaşamı boyunca nasıl hareket etmeliydi insan? Ya gerçekten yaşadığını sandığı bütün her şey boşsa? Ya gerçekten öldüyse? Ya sadece kendini kandırıyorsa yaşadığına dair? Kitap İvan İlyiç’in ölüme yakın yapmış olduğu vicdan muhasebesini anlatıyor. Sahi ölüme yakın mı yapılıyor bu hesaplar ? Ölmeden çok önce düzelemez mi insan? İçsel sorgular, pişmanlıklar, keşkeler… Yaşam tam da böyle sonuçlanmıyor mu genelde? Herkesin bir keşke ile başlayan yaşamı olmadı mı?
Kitabı okurken gözyaşlarımı tutamadım. Çocukların arkadaşlık dünyasında oluşturdukları masumiyetleri, güzellikleri, sevgiyi, saygıyı ve hoşgörüyü yine büyüklerin yıkmış olması ne acı. Dünyayı çocuklar ve onların masumiyeti yönetmeliydi…
İmkansız aşkı yüreğinizde hissedeceğiniz bir kitap. Yazar çok sevdiğim bir yazar olduğu için her kitabını büyük bir hayranlıkla okuyor ve kendimi oradakilerin yerine koyarak zihnimde canlandırıyorum. Bu kitabın dizisi olmasına rağmen hiç izlemedim. Bazı kitapları kendilerinden okumak daha güzel olur diye düşünüyorum şimdiden okuyacaklara iyi okumalar diliyorum.
Yazarın şairlerden toplama bir alıntı kitabını okumuş gibiydim. Bütün sayfalarında kendinden izler görmeyi çok isterdim. Çok bayılarak okuduğumu maalesef ki söyleyemiyorum.