Ne fark ederdi ki zaten? Herkes ölüyordu nasıl olsa; En iyisi de kötüsü de, güçlüsü de zayıfı da, hayata dört elle sarılanıda yaşamı aşağılayanı da... Herkes göçüp gidiyordu. Her şey göçüp gidiyordu.
Bir yandan ne kadar yalnız olduğumuzu bilir, bir yandan da hep kalabalık yaşarız. Bazen birbirimizin gözünü oyar bazen de ayağına taş değecek diye korkarız.
Bize çocukluk acılarımızın bir benzerini yaşatacak kişileri gözünden tanır,bir de üstelik ona aşık oluruz.Sonradan bir şeyleri anlar gibi olur,buna şans deriz.Oysa tesadüf deyip geçtiğimiz pek çok şey aslında tesadüf değildir.Hayat onu kendi ellerimizle buldurur bize.