Okumasaymışım da olurmuş. Hatta okumasaydım daha iyi olurmuş. Sade anlatımla etkili bir eser olabilirdi. Ancak çok yavan bir anlatıma ve girdap gibi içinde debelendiren kısır döngüye sahip bir eser.
Atsız'ın eserlerindeki izleği her zaman ilgi çekici bulmuşumdur. Daha önce okuduğum Ruh Adam'da da Deli Kurt'ta da Türk mitolojisine rastlamak mümkün. Bu esrarengiz mitolojik hava beni hep etkiler.
Bu kitapta da Osmanlı'nın meydan savaşlarından sonra kendinizi bir anda mitolojik bir havada buluyorsunuz. Tavsiye ederim.
Okuduğum her kitaba söyleyecek bir şeyler bulurum da bu sefer olmadı. Kitap beni epey etkiledi. Bu kitap üzerine konuşmak gereksiz, kelimelerin gücü yetmez diye düşünüyorum. Bazen de susmak gerek öyle değil mi?
Bazı kitaplar ikinci şansı hak eder. Aylak Adam da onlardan biri oldu benim için. İlk okuduğumda üniversitenin ilk yıllarındaydım. Yaklaşık 12 yıl önce. Bende hiçbir etki oluşturmamıştı. Bir kere daha okumak istedim ve bu ikinci şansı tanıdığıma sevindim çünkü 12 yıl öncekinden bambaşka bir bakış açısı kazanmıştım.
Eserin üslubu ve anlatımı farklı. Başlarda yoğunlaşmak biraz zor. Ama Bay C.nin ruh hali de başka nasıl anlatılabilirdi ki...
Çocukluğundan beri onu sarıp sarmalayan tek sevgi teyzesinin sevgisi olan bir adamın gerçek sevgiyi arama çabası... Ve bu sevgiyi bulduğunu düşündüğü anda kaybediyor olması... Gerçek sevgi yok mu demek istiyor acaba Yusuf Atılgan?
Muhakkak okunması gereken bir kitap...