merveli

8/10
·204 syf.·
2021 35. kitabı
“Dünyanın şahsıma karşı kurulmuş bir komplo olduğuna dair inancımın en güçlü dönemleriydi.” Diyor kahramanımız Musa. Kitabın başında o kadar iyi özetliyor ki konuyu aslında. Özetle, Musa editördür, biraz alkolik, bencil, herkese çok çabuk inanan bir insandır ya da inanmayı tercih eden birisidir. Karakterimizi bir süredir işsizdir ve asker arkadaşı Şaban’ın evinde kalır. Şaban’da alım-satım gibi(!) işlerle meşgul olan, dindar ama pornografik dergi okumayı seven – kitapta belirtiliyor çünkü- gizemli bir adamdır. Alt katlarındaki Müberra Ablaları ve köpekleriyle geçinir giderler. Neyse efendim kısa bir süre sonra bir telefon gelir Musa’ya. Gizli ajans adında bir reklam şirketi onu iş görüşmesine – başvuru yapmamasına rağmen- çağırır. Ertesi gün görüşmeye gittiğinde onu birçok tuhaflık beklemektedir. Şirketin içi çok soğuktur ama bunu kimse garipsemez. Patronlar gayet rahattır ve içlerinde Çeşme lakaplı bir ortakları vardır. Çeşme olmasının sebebi de çok ağlamasıdır. Hadi bunları geçtim, şirketin sahibi de bir kedidir. Evet kedi. Siyah bir kedi. İsmi de Şeytan Bey’dir. İşe kendisinin onayıyla alınır ve hayatının aşkıyla, Sanemle tanışır. İlk görüşte aşktır onunkisi. Ruhunu bulmuştur. #129932546 Şimdi Musa’ya gelirsek, yahu abicim hiç mi tuhaf gelmiyor, bir şüphe gelmiyor sana? Hadi geldi diyelim beyimiz önüne gelene razı, hayatı tekdüze yaşamak isteyen, bana dokunmayan yılan ne yaparsa yapsıncı, gamsız bir adam. Burası spoiler!!! Adamlar kalkmış biz uzaylı istilası altındayız diyor. Adam ona da inanıyor. Garip ama şöyle düşününce Musa'nın uzaylı hikayesine inanmasını, her şeye bu kadar kolay inanmasının sebebini eline verilen bilgiye razı gelmesinden bence. Zaten inanmaya meyilli biri. Kitapta da diyorlar ya kendini kandırıyorsun diye. Olay bu. Musa kendini kandırıyor.
1000Kitap Gerçek Okurlar
GizliajansAlper Canıgüz · İletişim Yayınları · 20136bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Genç ihtiyar Benjamin..
Puan vermedi·56 syf.·
2021 24. kitabı
Kitap okundu. Film tekrar izlendi. Açıkçası kitapla film birbirinden o kadar farklı ki. Çünkü kitap çok yüzeysel olarak geçilmiş, konuya derinlemesine girmeden, kısa ve öz anlatılmış. Fitzgerald daha açık, üstün körü gitmiş ki zaten kendisi Mark Twain’in “Hayatın en iyi kısmının başta, en kötü kısmının da son da olması ne yazık.” Sözünden esinlenmiş. Ben pek katılmıyorum bu söze çünkü hayatımızın sonunda yaşlı olmamızın neresi kötü olabilir ki? Sevdiklerimizin ölümünü görmek açısından herkes yaşlanırken gençleşmemiz daha kötü fakat hayatımızın sonu gelmişken genç ya da yaşlı olsak ne fark eder ki? Filme gelirsek, senaryo gereği uzatılacaktı ama her şey derinlemesine işlendiği için çok daha hoşuma gitti. Ayrıca film de “zaman”, yaşlılık, gençlik, kısacası bir insanın doğumdan ölüme kadarki süreci çok iyi anlatmışlar. Şimdi filmin dışında kitaba o kadar yüzeysel dedik ama okurken düşünebileceğimiz birçok konu vardı bence. Örneğin, -Aşkta yaş farkı önemli midir? -Yaş farkı olan ilişkilerin yaşadığı zorluklar nelerdir? Aşılabilir mi? -Peki ya farklı olmak? Bizi farklı kılan diğerleriyle aynı olmamamız mı? Burada araya girerek filmden aldığım bir alıntıyı paylaşmak istiyorum. “-Anne. Bazen kendimi önceki günlerden farklı hissediyorum. Herkes kendini bir şekilde farklı hisseder. Ama hepimiz aynı yöne gidiyoruz. Sadece oraya varmak için farklı yollara sapıyoruz.” -Farklı olmak neden yargılanmamıza sebep olur ki? -Ve en önemlisi zamandır. Hangi zamanımız daha iyidir ki? Yaşlılık mı? Gençlik mi? Büyük bir deneyime sahip olmak mı, yoksa istediğimizi yapabilecek güçte olmak mı? Hayatımız, anılarımız, gözlerimizin önünden film şeridi gibi geçerken mi ölmek, yoksa her şeyi unutup bir şey bilmeden mi ölmek daha iyi? Benim kitabı okurken aklıma gelen sorular bunlardı. Zaten
1000Kitap
Benjamin Button'ın Tuhaf HikayesiF. Scott Fitzgerald · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202027,9bin okunma
Puan vermedi·297 syf.·
2021 15. kitabı
Adalet Ağaoğlu ile tanışmak bu kitaba kısmetmiş. Yazarın kariyer başlangıcında tiyatro oyunları yer alıyordu ben de buradan başlayayım dedim. Adalet Ağaoğlu’nun bu kitabında üç adet oyun bulunmaktadır; Evcilik oyunu, Çatıdaki Çatlak ve Kendini Yazan Şarkı. Evcilik oyununda; Oyunun ilk başlarında hâkimin karşısında evli bir çiftin boşanma duruşmasına şahit oluyoruz. Çiftimiz birbirini sevmektedir fakat nedense mutlu olamıyorlar. Çünkü akşam evlerine girdiklerinde evin havasızlığı onları öldürecekmiş gibi gelir. Bu yüzden ev bile değiştirdikleri oluyor fakat değişen bir şey olmaz. Çiftimiz mutluluğu akşama kadar özgürce gezmekte bulur, z ama ne yazık nereye kadar böyle gider ki ve böylece kendilerini mahkemede bulurlar. Açıkçası diyaloglarda çok ilginç çünkü kendilerini ve birbirlerini unutma raddesine gelmişler. Aslında bu çiftimizin böyle olmasının sebebi de gençliklerin de bilmedikleri aşkın evlilik adı altında yaşamak zorunda bırakılmalarıdır. Büyüdükleri yer, geleneksel bir aile ahlak anlayışı içindedir. Burada bir kızla bir erkek yan yana gezemez, gezerse namus gitti demektir. Parkta bile buluşamazlar. Çünkü parkın bekçisi her an tetiktedir. Hepimizin hayatın da olan bu namus bekçileri… Hatta o kadar ileri gidilir ki parka kadınların girilmesi yasaklanır. Ailesi tarafından akşam vakti çıkarılmayan, evleneceği kocasını görmesine gerek duyulmayan, evlenirken sevinmesinin bile ayıp görüldüğü kızlar… Bu çiftimiz de aşkı tanımadan, sevmenin ne olduğunu bilmeden evlilik yapmış bir çifttir. Belki de evlerine sığamamalarının sebebi özgürce gezemedikleri parklar, yaşayamadıkları aşktır. Kısaca özetlersek, bu oyunun ilk basımına yazdığı önsözde Adalet Ağaoğlu şöyle demiş, "Umarım Evcilik Oyunu yıllar boyu kadın erkek ilişkilerimizde, aile sistemimizde, ahlak düzenimizin
1000Kitap
Toplu Oyunlar - 1Adalet Ağaoğlu · Yapı Kredi Yayınları · 044 okunma
Puan vermedi·160 syf.·
2021 13. kitabı
Mimoza yurdunda çocukların istediği tek bir şey vardır: Evlat edinilmek. Onu koşulsuz seven bir anne ve baba. Aile. Bir gün yurda bir dişi goril gelir. Evet. GORİL. Bir çocuğu evlat edinir. JONNA. Birlikte hurdalıkta yaşamaya başlarlar. Goril kitap okumayı seven biridir. Ve ileride bir gün bir sahafinin olmasını ister.Jonna ilk başlarda gorilin görüntüsünden ürkmüştür, çünkü çok büyük, kıllı ve de gorildir. Sonralari gorili tanımaya başladıkça onu sevmeye başlar. Ve bazen her şeyin göründüğü gibi olmayabileceğini düşünür. Önyargılarla dolu insanların arasında birbirlerinden ayrılmamak için savaş verirler. Her neyse, bu kitabın bir çocuk kitabi olduğu aşikar da, ilk başta ben pek anlayamamıştım. Ama yani neden goril?? Yani ben çocuk kitaplarında bu gibi şeyleri anlamıyorum. Önyargı neden bir goril üzerinden anlatılıyor. Yani çocukların anlayabileceği bir şekilde yazılsa ne oluyor anlamadım şahsen. Bir de şu çocuk kitaplarına hayvanları illa bir şekilde yerleştiriyorlar. Bilmiyorum belki de ben çok gerçekçi biriyimdir. Her neyse öyle elime gelen çerezlik bir kitaptı. Ismi değişik geldiği için okuyayım dedim. Okumayan bir şey kaybetmez.
1000Kitap
Benim Annem Bir GorilFrida Nilsson · Habitus Kitap · 201460 okunma
Puan vermedi·208 syf.·
2021 11. kitabı
“Süt ve bal Aşk Kayıp Travma Sömürü Sağalma(iyileşme) Ve kadınlık hakkında bir şiir denemesi. Her biri başka bir amaca hizmet eden, başka bir acıyla uğraşan, başka bir kalp ağrısını sağaltan, dört bölüme ayrıldı bu kitap.” diyor Rupi Kaur. Biz kadınları anlamanın yüzyıllardır zor olduğunu söylerler, kadını susturarak anlaşılmayı sağlamasını isterler. İşte sonunda bir kadın feryadını, kalbini dinlemiş ve yazmaya karar vermiş. İyi ki de yazmış. Biz kadınların ortak sözcüsü olmuş bilmeden. Biz Rupi Kaur’muşuz o da bizmiş. Sevmişiz. Kırılmışız. İyileşmişiz. Anlaşılmamış ama anlamışız. Biz kadınmışız. Sonuç olarak, kitap sade, anlaşılabilir bir dille yazılmış, kadınları geçelim de, erkeklerin okuması gereken bir kitap bence. Çünkü bir kadın kolay kolay ruhunu öyle herkese açmaz zaten, diyorum ve yazarın son lafıyla bitiriyorum yazımı; “bir ruh nasıl açılırsa en dürüst öyle açtırdınız içimi ve bir daha asla yazmam dediğim anda yeniden elime verdiniz kalemi. -Teşekkür ederim.” Kendisine bize ruhunu açtığı için teşekkür ediyorum ve size iyi okumalar diliyorum.
Şiir
Süt ve BalRupi Kaur · Pegasus Yayınları · 20179,7bin okunma