Oleraas

Oleraas
@Merrisaolera
Memlekette zelzele, dışarıda harp ve ben sana aşığım.
10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2026 22:37
Gerçekten çok yürek burkan bir kitaptı. Ta ikinci dünya savaşı için ele alınan bir konu nasıl oluyor da bugün bile bu kadar anlamlı kalabiliyor? Dünyanın her yerinde savaş var. Her yerinde nefret, şiddet var. Ve en kötüsü bu yıkım o kadar büyük ki kimse toparlanamıyor, toprağa verilenlerin geri dönüşü yok, kalplerdeki o özlem duygusu bir türlü geçmek bilmiyor. Hem savaşı hem insanları eleştirmiş, hem de bir kadın gücünü, emeğini en iyi şekilde gözler önüne sunmuş Aytmotov'a teşekkür ediyorum. O çaresizliği, çocukların açlığını, kadınların tüm emeğini okudukça insanlığa nefretim büyüyor. O büyük devletlerin hırsları, para avcılığı yüzünden kaç masum can gidiyor ve adalet yerini bulmuyor. Emma Goldman'ın çok yerinde bulduğum bir sözü var: "Cinayetlerini kendin işle! Senin savaşlarına kendimizi ve sevdiklerimizi yeterince feda ettik! Sense bu fedakârlıklarımız karşılığında bizden, barış zamanında asalaklar ve suçlular yarattın, savaş zamanında bizi vahşi birer hayvana çevirdin. Kardeşlerimizden ayırıp dünyayı insan mezbahasına döndürdün. Hayır, senin cinayetlerini işlemeyeceğiz ve senin bizden çaldığın topraklar için (ülke) için savaşmayacağız!" Ülkeler güç gösterisi için başlattıkları her savaşta halkını kullanıyor ve onları katil yapıyor. Geriye kalan ise sadece hüsran.
Toprak AnaCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202277,7bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·204 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2026 19:20
Tasavvufi kitapları seviyorum sanırım. Herhangi bir inancım yok ama hissettirdikleri çok güzel. Bilgelik ve delilik arasındaki o ince çizgide dolanan bir adamın Aynalı Dede ile tanışması ve felsefi bir yolculuğa başlamasını konu ediniyor. Hayali bir yolculuk bu. Kitap boyunca bu hayali yolculuğa eşlik ediyoruz. Ruh, alem, ölüm gibi metafizik konuları ele alıyor ve çoğu zaman sonu muğlak. Sabrı, sevgiyi, sorgulamayı aşılıyor. İnanç insanı kurtarır gibi bir mesaj çıkarttım kitaptan. Sanırım gerçekten de öyle. Ölümün bize neyi getireceğini bilmiyoruz. Neye inanırsak o şekilde devam eder belki de. Cennete ve cehenneme inanıyorsak öldükten sonra evren bizi buna hazırlayabilir. Elbette bunların hepsi bir teori ve gerçeği yansıtmıyor. Ama inançlı değilsek ne bekliyor bizi? Hayatı sadece maddi olarak görmekten bıkıyorum bazen. Ruhum dinlenemiyor sanki. Bu tarz eserler okuduğumda ruhunu besleyen insanlar görünce içim hoşnut oluyor. Herkesin ruhunu besleme yolu da farklıdır. Kimi bir dine sığınır kimi de bir duyguya. Ben de ruhumu dinlendirenin ne olduğunu merak ediyorum.
Felsefe
A'mâk-ı HayalFilibeli Ahmed Hilmi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202522,3bin okunma
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 07 Mart 2026 09:35
Çok iyi, önceliğin sevgi ve saygı olduğu bir ailenin çocuğunun karanlık işlere bulaşması ve hırsıyla bir canavarı yaratması konusunu ele alıyor. Frankenstein, küçüklüğünden beri bilime ilgi duyan ancak bu ilginin biraz bilimin karanlık yüzüne doğru eğilim gösterdiği bir çocuk. Çocukluğundan başlayan ve yaşlılığına kadar yol alan hem çok başarılı hem de başarının içinde başarısızlığı hapseden işler yapıyor. Ölümden yaşam yaratmak en büyük gayesi. Ölmüş insanların cesetlerini büyük bir merakla inceliyor ve onların parçalarını yeni bir insan yaratımında kullanıyor. Sırrını çözdüğü yaşam ise onun için büyük bir hırsa evriliyor ve bu süre borunca ailesinden uzakta sadece kendini insan yaratımına adıyor. Bedenin tüm parçalarını tamamladıktan sonra sırrını çözdüğü yaşamı yarattığı insana veriyor. Ancak hesap etmediği bir şey var: o da yarattığı insanın bakımını üstlenmek. Derisi, gözleri, elleri, boyu, insandan ziyade bir yaratığa benzediği için kendi yarattığı varlıktan korkuyor ve ondan uzun yıllar boyunca kaçıyor. Öyle ki daha hayatın ne olduğunu bile bilmeyen, konuşamayan yaratık ise sadece yaratıcısının sevgisine muhtaç. Sevgisizlik kötülüğü doğurur. Bu gerçekten kiyap boyunca işlenen en önemli mesajlardan biri. Yapayalnız ve ne uapacağı konusunda bir fikri olmayan yaratık bir süre boyunca saklanmak zorunda kalıyor. Çünkü sebebini bilmediği bir şekilde onu görenler ya korkup kaçıyor ya da ellerindeki silahla onu öldürmeye çalışıyorlar. Bu süre boyunca sevgiden ve ilgiden ayrı kalan yaratık sadece dünyayı gözlemlemeye başlıyor. Bir ailenin içindeki sıcak sevgi ve bağlılığı gördükçe içindeki kabul edilmeme korkusu onu baştan aşağı sarsıyor. Kendini açığa çıkardığında ise aldığı tepki yine fatklı olmayınca tüm umutları onu öfkeye sürüklüyor. Kendi isteğiyle gelmediği sadece
1000Kitap
FrankensteinMary Shelley · İthaki Yayınları · 202121,7bin okunma
4/10
·128 syf.··
2026 5. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2026 22:36
Bu kitaba büyük bir beklentiyle başlamıştım çünkü alıntıları gördükçe oldukça romantik bir kitap olduğunu düşünmüştüm. Evet, kitabın büyük bir duygu yoğunluğu var ancak bence bu aşktan da farklı bir yere kayıyor: takıntıya. Kitap bir sürü öyküden olumuş olup hepsinin bir bağlantısının olduğu ve kitabın başında tanıdığımız köpekli adamın hoşlandığı kıza bağladığı hikayeleri içeriyor. Anlatım fazlasıyla dağınık ve üslup samimi. Ben dağınık anlatımları okunyunca anlayamıyorum. Hikayelerin birbirine bağlandığını söylesek de aslında bambaşka şeyler içeriyorlar ve tamamen bir iç dünya yansıması. Kitapta bazı cümleler var gerçekten kalbe etki ediyor ancak bunu öykünün kaliteliğinr bağlayamıyorum. Yine de çok kötü bir kitap değildi. Sadece tamamen iç dünyayı ele alan bir kitaptı. Ki zaten Sait Faik böylr bir yazar. Kitabın sıkıcı olduğunu da söyleyemem bu arada. Akıp gidiyor ama dediğim gibi birçok yerde kafam karıştı. Deneyim oldu deriz, geçeriz. Yine de tamamen kötülemek istemiyorum çünkü niteliksiz bir kitap değil elbette. Sadece bana hitap etmedi pek.
1000Kitap
Havada BulutSait Faik Abasıyanık · Can Yayınları · 20254,237 okunma
10/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Şubat 2026 16:10
Kitabı küçükken okuyup pek bir şey anlamamıştım. Şimdi okuduğumda anladığımı hissedebiliyorum. Kitabın genel olarak akışkan olduğunu, üslubünün sıkmadığını söyleyebilirim. Kitabın konusunda bir derinliğin oluşu ve güzel mesajlar verişi de göz ardı edilemez. George Orwell 1984 kitabında yaptığı gibi aslında bu kitapta da Stalin’den söz ediyor. Hayvanlar Çiftliği’nin başta oluşturduğu zemin de Soveytler Birliği’ni andırıyor. “Yoldaş” ifadesi, sözde Cumhuriyet olsa bile tek bir adayın oluşu, ya da hayvan Cumhuriyetini simgeleyen bayrağın sembolü olsun Sovyetler Birliği’ndeki Stalin dönemiyle eşleşiyor. Napoléon’un ihaneti, hayvanların bilinçsizliği -ki Napoléon bu biliçsizliği kullandı- eşitlik ilkesinin tamamen raydan çıkışı ve sınfısız bir toplum inşası yerine bunu yıkmak… Tarihte gördüğümüz örnekleri bu şekilde daha açık ve anlaşılır şekilde okumak güzeldi. Eğer hayvanlar, biliçsiz olmasaydı, önceden yaşadıkları haksızlıkları unutmasalardı, okumayı yazmayı bilselerdi Napoléon’un işi bir hayli zor olacaktı. Bilgili olmanın önemini anlatıyor bu kitap bence. Stalin’i eleştirmenin yanında halkı da eleştiriyor. “Başta aynı durumdan muzdariptiniz tekrar ayaklansanıza, hakkınızı arasanıza” diyor sanki. Gücün bir elde toplanışının tehlikesini zamanla kuralları liderin bozuşuyla anlatıyor. Kitabın daha uzun olmasını ve hayvanların Napoléon’un ihanetini gördükten sonra ayaklanmalarını okumak isterdim. Acaba Napoléon onları yine bastırır mıydı yoksa artık hayvanların aklı başına gelmiş miydi? Diyelim ki Napoléon’un liderliği elinden alındı, bu sefer gerçek bir hayvan çiftliği inşa ederler miydi yoksa zaman zaman Napoléon gibileri çıkar mıydı? Bunların cevabını görmek isterdim. Napoléon’u kitabın başından beri hiç sevmedim. Lider oluşuyla beraber hayvanlar için iyi işler
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021296,1bin okunma