Stoacılara göre hiçbir şey rastlantı eseri değildir. Her şey zorunlu olarak gerçekleşir ve kader gelip kapıyı çaldığında yakınmak pek bir işe yaramaz. İnsan yaşamdaki mutlu durumları da sakin bir biçimde karşılamalıdır. İşte bu noktada, dışsal şeylere aldırış etmeyen kiniklerle olan yakınlığı görüyoruz. Bugün hâlâ bir insan duygularına kapılmadığında "stoacı sükûnet" ten söz edilir.
Hayatın tadını çıkarmanın bir başka ön koşulu da kendine hâkim olma, ölçülülük ve iç huzuru gibi eski Yunan idealleridir. Çünkü arzunun dizginlenebilmesi gerekir. Hem böylece iç huzuru acılara dayanmaya da yardımcı olacaktır.