İmanın eyleme dönüşmesi, ete kemiğe bürünmesi lazım.
Allah yeminle söylüyor bu hak i kati. '' Asra yemin ederim ki , İnsan gerçekten ziyandadır. Ancak iman edip iyi işler yapan lar, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler başkadır." (A s r 1-3)
Elmalılı'nın düşündürücü bir ifadesi vardır. Diyor ki: "Huzurperest insanlar cihat edemez." Huzura tapan, her adımını, '' Aman huzurumuz bozulmasın, ağzımızın tadı kaçmasın." diye atan insan bir yanlışa açıkça karşı durabilir mi? Bırakın yanlışa karşı durmayı, böyle yaşaya yaşaya zihninde doğru ve yanlış için bir ölçüt kalır mı?
Başarısız olmuş birinin, "Yeterince çalışmadım, hep rahatımı düşündüm bu yüzden başarısız oldum, hayatımı da kendimi de mahvettim." düşüncesine saplanıp kalması psikolojisini, akli ve ruhi dengesini bozabilir. Bu tür insanların, "Dünya önemli değil, esas olan ahiret hayatı, Allah'ın rızasını kazanmak. Yeter ki Allah bizden razı olsun. Dünyada sıkıntı çeksek de olur." diyerek kendisini teselli etmesi anlaşılabilir.
Fakat bu noktada kalmadan üstüne bir de bunun propagandasını yapıyor ve başkalarının sırtından yaşamasını mazur ve makul gösteriyorsa, Allah'ın verdiği zekayı ve enerjiyi çalışkanlıkla birleştirme çabası içinde değilse, kısacası tembelliğini dini bir maskeyle örterek takva, tevekkül, rıza gibi sunuyorsa bu, şeytanın Müslüman'ı bertaraf etme oyunudur.