Kitapları çok hızlı okuyan biri değilim hatta bir kitabı bitirmem bazen aylarımı alıyor çünkü karakterleri doyasıya yaşamak istiyorum. Eğer ki bu kitabı hızlı okumaya çalışsam 150. Sayfada bırakırdım yavaş okumam sayesinde 420 sayfa gelebildim. Kitaptan çok dram yüklü olduğu şeklinde yorumlar almıştım ve ben de dram sevdiğim için alayım dedim ama bana etki etmedi maalesef. Bazı kişiler de diyor ki “birazcık sabret olaylar daha yeni başlıyor” arkadaşım kitabın yarısını bitirdikten sonra olay beni çekse ne olur çekmese ne olur. Kitabı okurken şahsen yoruldum.
Tavsiye etmem.
Kitap okuru başından sonuna kadar hikayeye çekiyor ve merak uyandırıyor, giriş, gelişme müthiş bir şekilde ilerliyor ancak sonuç kısmı beklentimin çok altındaydı. Sanki yazar bu kısma geldiğinde kitabı bir an önce elinden çıkarmak ve rahatlamak istemiş gibi bir hava vardı. Olayların açıklanışı çok kısa ve üstünkörü kalmış.
Sarı Odanın EsrarıGaston Leroux · Güney Kitap Yayınları · 20201,861 okunma
Olayların işleyişi ağırdı, konu beni içine çekemedi. Yarım bırakmasaydım kitabı yine de tatminkar olmamış bir şekilde bitirecektim büyük ihtimalle. İşleyişin değişeceğini sanmıyorum.
Sanırım bundan daha iyi bir başlık bulamazdım. Oğuz Atay’ın okuduğum ilk kitabı “Tutunamayanlar”dı orada Selim Işık’ın acıklı hikayesine şahit oluyoruz ve sonu malum. “Tehlikeli Oyunlar”da ise yine tutunamamış bir karakter Hikmet Benol’un hikayesine şahitlik ediyoruz ama Hikmet, Selim’e nazaran daha çok tutunmaya çalışıyor, hayatı yaşanabilir kılmak için bir takım oyunlar oynuyor ancak yine de kurtulamıyor içindeki bu karamsarlıktan ve yine malum son. “Tutunamayanlar”daki bir çok karakter ismi “Tehlikeli Oyunlar”da da karşımıza çıkıyor (Turgut, Selim gibi) ancak bu karakterlerin oradaki karakterlerle bağlantısı yok tabi, yine de sevgili Oğuz Atay bizi düşünmeye yeltendiriyor, aişte bir oyun daha. Hikmet Benol kitapta “En büyük hazinemiz aklımızdır” diyor. Onu intihara sürükleyen nedenlerden biri de budur kanımca, aklını kaybetmesi, gerçekliğini yitirmesi, oynadığı oyunların ona zarar vermesi.
Huzur içinde uyu Oğuz Atay, huzur içinde uyu Selim Işık, huzur içinde uyu Hikmet Benol.
Darbe’ye giden süreçte devrimcilerin yaşadıklarını ve toplumda yaşanan çatışmaları iki çocuğun ağzından dinliyoruz. Biri el bebek gül bebek büyütülmüş olayların dışında tutulmaya çalışılan bir kız çocuğu diğeri ise her şeyden haberdar olan, tüm kötülükleri şahit olan küçük bir devrimci. Kitap çocuk dili ile gayet başarılı bir şekilde ortaya konulmuş, yer yer eğlensek de kitabın genelinde hüzün hakimdi. Kitap o kadar akıcıydı ki yazarın kitabı erken bitirdiğini düşünmeden edemiyorum, 200 sayfa daha fazla olsaydı keşke.