İnsanlık öldü. Belki de yaşamamıştı. Belki de benim insanlığım diye bir şey yoktu. Ben hücremde yanlış hayallere sürüklenmiştim. Korkaklığı insanlık sanmıştım. Yalnızlığı insanlık saymıştım.
Nedir insan, o övülmüş yarı Tanrı! En fazla ihtiyacı olduğu yerde, gücü güdük değil mi? Ve sevinçten uçsa da, üzüntüden batsa da, her iki halde de işte orada durdurulmuyor mu, yittiğini sandığı sonsuzluğun bolluğunda kör, soğuk bilince tekrar geri sürülmüyor mu?
Bugün Lotte'ye gidemedim, kaçınılmaz bir toplantı beni engelledi. Neydi yapılması gereken? Hizmetçimi ona gönderdim, sırf bugün onun yakınında olan bir insan etrafımda olsun diye. Nasıl bir sabırsızlıkla onun dönüşünü bekledim, nasıl bir sevinçle onu karşıladım! Utanmasaydım, başına sarılıp öpecektim.