Böylece herkes günü gününe ve gökyüzüne karşı yapayalnız yaşamayı kabul etmek zorunda kaldı. Bu genel terk edilmişlik duygusu uzun vadede kişilikleri sağlamlaştırabilecekken değersiz kılmaya başlamıştı. Örneğin yurttaşlarımızdan bazıları o sıralar kendilerini güneş ve yağmurun hizmetine sokan bir köleliğe kapılmışlardı.