Bunun fabrikamla nasıl bir ilgisi olabileceğini düşünmeye başladım. Fabrikamızda da hem bağlı olaylar hem de istatistiki dalgalanmalar söz konusuydu. Bu iki olgu kendisini patikada ki yürüyüşümüzde de ortaya koymuştu. Bu yavrukurt yürüyüş kolunun imalat sistemimize benzediğini varsayarsak, ne diyebilirdik? Aslında grup bir ürün üretiyordu: Patikada yürümek. Ron kendisinden önce hiç kimsenin yürümediği patikada yürümeye başlayarak üretimi başlatıyordu. Bu, hammadde tüketmekti. Ron patikayı birinci kişi olarak üzerinde yürümek suretiyle işliyor, onu Dave izliyor, geriden Herbie, öteki çocuklar ve ben geliyorduk. Hepimiz fabrikada bir ürünü imal eden operasyonlar gibiydik. Her birimiz bir bağlı olaylar dizisiydik. Hangi sırayla dizilmiş olmamızın bir farkı var mıydı? Birisinin birinci, ötekinin de sonuncu olması gerekiyordu. Demek ki çocuklar hangi sırayla yürürlerse yürüsünler, bağlı olaylar söz konusuydu.
Sonuncu operasyon bendim. Ancak ben patikayı arşınladıktan sonra ürün -deyiş yerindeyse- "satılabilirdi." Ve bu bizim akım-faydamızdı. Akım-faydamız Ron'un değil, benim yürüyüş hızımla belirlenmekteydi. Peki Ron ile benim aramdaki mesafe neydi? Bu, envanterimiz olmalıydı. Ron hammadde tüketiyordu, geride bulunan bizlerin kattettiği yol da, bu benim arkamda kalıncaya kadar, envanterimizi oluşturuyordu. Peki, işletme giderleri hangisiydi? Bu stokları akım-faydasına dönüştürecek bir şey olmalıydı. Yürüyüş kolumuz açısından bu, yürümek için sarf edilen enerjiydi. Bu modelde bunu yorulduğumu hissetmemin dışında ölçmek mümkün değildi.
Ron ile benim aramdaki mesafe artarsa, bu sadece stoklarımız artıyor anlamına gelebilirdi. Akım-faydası benim yürüyüş hızıma eşitti. Bu ise başkalarının hızına göre
Bu tanımların her birisi “para” kavramını içeriyor. Akım faydası içeri giren para. Stoklar sistemin içindeki para. İşletme giderleri ise akım faydasını sağlamak için harcadığımız para. Bir ölçüt içeri giren para, öteki hâlâ içeride olan para, üçüncüsü de dışarı çıkan para.
Direk Spoiler !
Akım faydası: sistemin “satışlar” aracılığıyla yarattığı paradır.
Envanter: sistemin satmak için satın aldığı şeylere yatırdığı paranın toplamıdır.
İşletme giderleri: sistemin envanteri akım faydasına dönüştürmek için yatırdığı paranın toplamıdır.
Ne kadar kısıtlı da olsalar, sahip olduğum araçların kendi gözlerim, kulaklarım, ellerim, sesim ve sözlerim olduğunun farkına vardım. Hepsi buydu. Sadece kendime sahiptim. Ve bunun yeterli olup olmadığı endişesine kapıldım.