Merve Orhan

Yoksulluk kapıdan girince aşk pencereden uçar.
Sayfa 52 - İthaki·Kitabı okudu
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
“…ciddi olduğumda görmezden geliniyordum ve sadece… soytarılık ve üçkağıtçılık yaptığımda kelimelerim doğruluk hissi taşıyor gibi görünüyordu.”
Sayfa 127 - İthaki·Kitabı okudu
Alıntı
Az "şey"i olan kendine yoksul der ve üzülür. Bizim gibi, döşeği ve yemek kabından başka bir şeyi olmayıp da, gözleri bizim gibi parıldayan, şarkı söyleyen tek bir Papalagi yoktur.
Yani bütün mucizelerin, gizli de olsa, kusursuz olmayan bir yanı vardır. Koruyucuya ve çalıştırıcıya gereksinim duymayan tek bir makine bile yoktur. Hepsinin içinde bir bela saklıdır. Çalışırken, her şeyin içinde var olan, ellerimizle yarattığımız sevgiyi indirir midesine. Bir makinenin yonttuğu kanoyu, balyozu ne yapayım ben? Makine, yaptığı iş üzerinde konuşamayan, gülümsemeyen; bitirdikten sonra yaptığın işe, onlar da sevinsinler diye annene ve babana götüremeyeceğin soğuk, kansız bir nesneden başka nedir ki?
Şimdi ben bu durduğum yerden misyoner kilisesinin ardındaki mango ağacını görüyorsam, bu yalnızca ben onu gördüğüm için ruh değildir. Ama eğer ben onun misyoner kilisesinden büyük olduğunu ayrımsayabiliyorsam işte o ruhtur. Demek ki salt görmek yetmiyor, bilmek de lazım..