Her an, beraber yaşadığım insanlardan daha da uzaklaşıyordum. Aramızda sadece dıştan bir benzerlik vardı. Yüzeysel, belli belirsiz, hem uzak hem yakın bir benzerlik bizi birlikte tutuyordu. Aslında ortak ihtiyaçlar bizi bir arada tutuyordu.
Odamı sınırlayan dört duvar arasında, varlığımı ve düşüncelerimi kuşatan hisarın içinde ömrüm azar azar eriyor bir mum gibi, hayır, yanlışım var, ömrüm bir oduna benziyor, ocaktan düşen bir oduna: Öteki odunların ateşinde kavrulmuş, kömürleşmiş, ama ne yanmış, ne olduğu gibi kalmış bir oduna benziyor. Fakat diğerlerinin dumanından, soluğundan boğulmuş.